| YAZARIMIZIN BASTIRDIĞI İLK ve İKİNCİ KİTABI; | |||
UMUDUN IŞIĞI "İÇİMİZDEKİ YARIN" |
; | ||
| GERÇEK BİR "BABA" HİKAYESİ | KADINA ŞİDDETİN KISIR DÖNGÜSÜ | ||
| BAŞLARKEN | |||
ANNEMİN EVDEN AYRILIŞI |
KAMBUR RUHLAR | ||
| ANNEMDEN SONRA EVDE HAYAT | |||
DİŞ FIRÇASI, DİŞ MACUNU |
LİA'DA SOSYAL HEZİMET | ||
| MERSİN'DE GEÇEN ZAMAN DİL KONUSUNDA YAŞADIĞIM ZORLUK | |||
KÖYE DÖNÜŞ |
SOSYAL HİZMET UZMANI ARANIYOR | ||
| ANKARA YOLLARINDA | |||
KIZILAY GÜVEN PARK'TA İLK GECEM |
SİHİRLİ DEĞNEK | ||
| SOKAKLARIN DİLİ | |||
GÜVEN PARKTAKİ TEK ARKADAŞIM AHMET |
MEMURUN İŞ GÜNLÜĞÜ | ||
| KADERİM DEĞİŞİYOR | |||
NAMIK KEMAL |
DEVLET MUMURU OLMAK ZOR İŞ | ||
| AKTAŞ YETİŞTİRME YURDU | |||
SİVAS YETİŞTİRME YURDU |
TOPLU TAŞIMA | ||
| POLİS KOLEJİ VE AKADEMİSİ | |||
YURT ÇOCUĞU OLMANIN ZORLUĞU |
TUZLAYALIM DA KOKMASIN | ||
| ÖTEKİ OLMAK | |||
ŞİMDİKİ YURTLARIN DURUMU |
OTOBÜSTE SABAH DEDİKODULARI | ||
| ANNEMLE İLGİLİ ANILARIM VE ANNEMİN ARAMIZDAN AYRILMASI | |||
HAYALİ SEVGİLİKÖYDEN AYRILDIKTAN SONRA DEDEMLE İLK KARŞILAŞMAM |
ÖLÜMLE HASBİHAL | ||
| YILLAR SONRA CUMHURBAŞKANIM SAYIN SÜLEYMAN DEMİREL İLE İLK GÖRÜŞMEM | |||
İÇİMDEKİ ÇOCUK |
TAYİN MESELESİ | ||
| SEVGİLİ YURT ÇOCUKLARINA | |||
YURTLARI ZİYARET EDENLER |
YARALI YÜREKLER | ||
| YURTLARDAKİ İDARECİLERİN ÖNEMİ | |||
ZAMANLA ŞUNLARI ÖĞRENDİM |
ANNEMİN SIRADAN BİR GÜNÜ | ||
| BİZE NE KADAR GÜVENİYORSUNUZ | |||
BİTİRİRKEN |
EYLÜL DELİSİ | ||
| BİR ANA SIĞDIRIRIM UNUTMAYI | |||
| "ŞEVKİ DİNÇAL" "İLYAS DAŞTAN" KADİM DOSTLARIM; YÜREĞİNİZE DİLİNİZE SAĞLIK İYİ Kİ VARSINIZ. | |||
| YETİŞTİRME YURTLARINDA KALAN KARDEŞLERİNİZ SİZİ MUTLAKA ÖRNEK ALACAKLARDIR. | |||
|
|||
| Yalnız insan bir yere kadar başarılı oluyor. Elde edilen başarıların tek başına kazanılmadığını bu kitabı kaleme alırken gördüm. Kitabın doğum sancılarından bu güne kadar geçen sürede doğrudan ve dolaylı katkıları olan kişi ve kurumlar oldu. Teşekkür metinlerinin bir gelenek olmasının nedeni emeği geçen bu kişi ve kurumları bir nebze olsun onure etmekmiş ki başarının elde edilmesinde sanırım bir teşekkür az bile kalmaktadır. Kitabın imla ve yazım yanlışlarının düzeltilmesinde vermiş olduğu katkı için Türk Dil Kurumu Uzmanı Sayın Betül Eyövge YILMAZ’a, Edebiyat Öğretmeni Mustafa Oba’ya, kitabın düzeltilmesinden basımına kadar geçen her adımda canla başla çalışan ve benim kadar kitabı sahiplenen Sayın Kudret BULUT’a, kitabı yazmam konusunda beni yüreklendiren dostlarıma ve eşime canı gönülden teşekkür ediyorum. İkinci kitabı Kadına şiddetin kısır döngüsü ifadelerinde yapılan haksızlıkları dile getirmesi ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekcileri Sendikası tarafından düzenlenen Kültür Sanat etkinliklerinde Özendirme Ödülü kazanmıştır. Yazarımız İlyas Daştana Başarılar diler ileriki günlerde daha güzel yazı çıkarması dileğiyle başarılar dilerim. |
|||
|
|||
| Sevgili İlyas Ali DAŞTAN, benim arkadaşım, kadim dostum, oğlum… Elli beş yaşında bir adam olarak, otuz bir yaşındaki kişiye kadim dostum demek benim için gurur ve onur verici bir durumdur. Kaç yıl oldu tanışalı hatırlamıyorum. Tanıştığımız günden bu yana sanırım her gün görüştük ve görüşmeye devam ediyoruz. Bir insanla paylaşımlarınızın çokluğu onunla geçirdiğiniz vaktin süresini belirliyor. Ortak geçmişe sahip olduğunuz kişilerle olan paylaşımlarınız da sanırım kâğıtlara sığmaz. Bir bardak çay, simit ile geçirdiğimiz günler de oldu, gidip güzel bir lokantada yemek yediğimiz günlerde. Biz İlyas Ali ile azı paylaşma derdindeyiz. Zira çok olanı paylaşmak kolaydır. Sevgili Dostumun “Kuş Yuvası” adlı kitabının teşekkür bölümünde benim için yazdıkları karşısında duygulandım. Yol ve yolculuklar insan tanımak için birebirdir. Sizi yarı yolda bırakmayan kişi de gerçek dostunuzdur. Ben dostluğu böyle tarif ediyorum. Yetiştirme Yurtlarından Ayrılanlar Kültür ve Dayanışma Derneğinin (YURTAYDER) genel başkanı olarak içimizden İlyas Ali gibi kardeşlerimin çıkması beni onurlandırmaktadır. Biliyorum ki bu olumlu ve iyi bir örnek olarak Türkiye genelinde yaygınlaşacak ve daha ne cevherler ortaya çıkacaktır. Bütün gayem ve gayretim bunun içindir. Bu nedenle, İlyas Ali dostuma yapmış olduğum naçizane yol gösterme ve yardımlar aslında çok da önemli değil. O, yolunu her zaman bulacak olan bir kâşiftir. Elli yıl önce yetiştirme yurdunda kalmakta iken tek gayem başarılı kardeşlerime yardımcı olmak ve onların önünü açmaktı. Hayatında olumlu etkiler bıraktığım sayısız arkadaşım var. Zaman zaman onlarla karşılaştığımda eski günleri yâd ederiz. Bana teşekkür ederler, minnet duygularını ifade ederler. Yaptıklarım onlar nezdinde takdir ile karşılanıyorsa ben daha mutlu oluyorum. Bu vesile ile “Kuş Yuvası” adlı kitabında bana teşekkür etme nezaketinde bulunan İlyas Ali’ye huzurunuzda kendim teşekkür ediyorum. Kitabı anlatacak değilim. Kitaba ulaşanlar kitabı okur ve kendi değerlendirmelerini elbet yaparlar. Kitapta, sevgili kardeşim benim elli yıl önceki yuva ve yurt yaşantımı anlatmış. Elli yıllık süreçte sosyal hizmet kurumlarında değişen şeylerin ne kadar az olduğu beni kaygılandırıyor. Çocukların, kurumlara ilk gelişinden ayrılışına kadar yaşanan duygusallıklar, oynanan oyunlar, çekilen özlemler hiç değişmemiş. Keşke artık yurt çocukları yurt ve yuvalarda daha mutlu olsalar. Son zamanlarda, basından izlediğim ve kurumlara yaptığım ziyaretlerde yıllarca toplum içinde hizmet vermiş bazı yurt ve yuvaların kapatılacağını ve kimsesiz çocukların toplumdan tecrit edilerek belli bölgelerde kurulan adına sevgi evi denilen kurumlara yerleştirileceğini duyuyorum. Buradan, sosyal hizmet yetkililerine seslenmek isterim. Çocukları bulundukları yerlerden sürekli olarak oradan oraya taşımaktan vazgeçin. Her seferinde toprağı değiştirilen çiçekler nasıl ki yeni saksılarında kuruyup dökülürse çocuklarda bu taşımalarda örselenmekte ve zarar görmektedir. Kendim, Yenikayı, Kızılcahamam, Ayaş, Zirkaya Yetiştirme Yurtlarında kaldım. Bu kadar çok yurt değiştirmenin çocukların dünyasında açtığı zararlar tahmin ediyorum ki meslek elemanları tarafından tahlil edilecektir. Genel başkanlığını yaptığım dernekte ve www.yurtayder.org adlı sitede adına kimsesiz denilen ama aslında en büyük kimseleri cumhuriyet olan çocukların, kardeşlerimin sesi olmaya ve onların sesini duyurmaya çalışıyorum. Sesimin yettiği yere kadar da bu görevime devam edeceğim. Sevgili Dostum İlyas Ali DAŞTAN da yapmış olduğu çalışmalar ve kalıcı işler ile bizim sesimizi daha geniş kitlelere ulaştırmaya çalışmaktadır. Bu nedenle “Kuş Yuvası” sadece İlyas Ali DAŞTAN’ın sesi değil, aynı zamanda benim ve bizim sesimizdir. Benim arkadaşım, kadim dostum, oğlum İlyas Ali DAŞTAN, dile getirdiklerin için asıl ben sana teşekkür ediyorum. Kalemine, kalemi tutan eline ve çocukların sesi olamaya çalışan ince yüreğine sağlık diyorum. Yazdıkların ve yazacakların ile oluşan bu damlalar bir gün muhakkak çağlayarak akan nehirlere dönüşecektir. Bu inancımdan dolayı yolda yürürken bile önümden geçen herkese Kuş Yuvasını okumalarını tavsiye ediyorum. |
|||
ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ HERŞEYİ BULACAĞINIZ GİBİ BİRLİK BERABERLİĞİN BAŞLANGICI OLACAKTIR. |
|||