ÇOCUKLARIMIZ
Çocuklarımız engelli olmasın
Çocuklarımız Ölmesin
Çocuklarımız açlıktan Ölmesin
Çocuklarımız Ölmesin
Çocuklarımız özgürce yaşasın
Çocuklarımız Engelli olmasın
Çocuklarımız yaşasın
GENÇLERİMİZ
ÖLMESİN
YUKARI | HAZIRLAYAN Kudret
YUKARI | İLYAS DAŞTAN (SOS.ÇALIŞMACI) - 2008

SHÇEK Genel Müdürlüğü’nün Mahkemeye Verdiği Yurt Çocuğu;
(AYAŞLI DONKİŞOT KUDRET)

  • İlyas Ali  Ankara 2008

1963 yılının kış ayında Ayaş Yetiştirme Yurduna (çok sonraları yurt, Ayaş Rehabilitasyon Merkezi olarak özürlülere hizmet vermeye başladı) uzun boylu, sık diken saçlı, sert suratlı bir çocuk geldi. Bedeni sekiz yaşlarında, ama bakışları ile ruhunun daha ileri yaşlarda olduğunu anlatıyordu. üçyüze yakın yurt çocuğunun arasından sivrilip ‘ben buradayım’ diyordu.

Koruma Birlikleri tarafından idare edilen ve korunmaya muhtaç çocuklara hizmet verilen yurt, ülkenin içinde bulunduğu yokluk ve yoksulluk döneminin aşikâr özelliklerini sergiliyordu. Haftada birçok gün aynı yemekler pişiyordu. Çocukların üzerindeki kıyafetler yamalıktan dökülüyordu. Okul çantasında defter, kitap yoktu. Hatta, okul çantası bile yoktu… Diye anlatıyor Kudret BULUT.
Ankara’ya kar öncesi çöken sisli bir Pazar gününde yaptığımız söyleşi ile geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyoruz. Memuriyetten kalma alışkanlıkla çayları soğutarak içiyor.

Kendisi, memuriyetten genç yaşta emekli olduktan sonra hayattan emekli olmayanlardandır. Emekli olduktan bir gün sonra kravatı yine boynunda sivil hayatta çalışmaya başlamış. Eşi, bunca yıl emekli olup köşesinde oturmasını beklediği kocasının inadına diyecek bir şey bulamayıp, ‘ne halin varsa gör’ demiş, şaka ve anlayış dolu gülen gözleriyle.

Kudret, Ayaş Yetiştirme Yurdunda on yıldan fazla kalmış. Liseyi bitirdikten sonra kayıt yaptırdığı üniversiteyi dönemin siyasi olaylarına denk getirip tamamlayamamış. Sonradan görme engelli eşinin koldaşı olarak Sosyal Hizmetler Akademisine devam etmiş beş yıl. Eşi, diplomalı kendisi diplomasız sosyal hizmet uzmanı olarak mezun olmuşlar.

Geriye dönüp baktığında, yurt yaşamında iken tattığı birlik ve beraberliğin özlemini hülyalı gözlerle anıyor. Gerçek arkadaşlık, dostluk, gerçek yurt kardeşliği vardı, diyor o zamanlarda. Mahalleden bir kişi yurt çocuklarından birisine sataştığında bütün yurt çocukları birlik olurmuş. Tutkunluk öylesine sağlam öylesine güçlüymüş.
Sonraları, gezdiği yurtlarda kendilerinin yarattığı tutkunluğu görememiş. Birbirine uzak çocuklar güruhuydu gördüklerim, diyor.

Yurt yaşamı sonrasında, memuriyet ile hizmet etmiş vergileri ile okuduğu ve kendini bulmasına yardımcı olan halkına olan borcunu ödemek için. Hiçbir ayrım ve kayırım yapmadan gelen vatandaşın hizmetini görmüş.

Birlik ve beraberliğin gücüne inancından dolayı örgüt içinde olmaya çalışmış. Sendikal yaşamını, yetiştirme yurdundan ayrılan çocuklar için kurdukları dernek ile birlikte götürmüş. Yetiştirme Yurtlarından Ayrılanlar Kültür ve Dayanışma Derneğinin ( YURTAYDER) kuruluşunda ve büyümesinde aktif rol oynamış. Dernek, şubeleşmeye gitmeden önce bir dönem başkanlık yapmış. YURTAYDER’in ülke genelinde şubeleşmesinden sonraki dönemlerde de kendisine olan ihtiyaç nedeniyle üyeler ve delegeler tarafından “genel başkan” seçilmiş.

Genel Başkan Kudret BULUT, her zaman içinde taşıdığı görev aşkı ile yetiştirme yurtlarından ayrılan kardeşlerinin hizmetine koşturmak amacıyla görev bayrağını devralmış. “Damdan düşenin halini damdan düşen anlar” atasözünü kendisine ilke olarak benimsemiş ve resmi sosyal hizmetlerin ulaşamadığı alanlarda hizmet etmeye başlamıştır. 

Dernek çatısı altında, geç saatlere kadar çalıştığını anlatıyor. Sokakta yatan yurttan ayrılan kardeşlerine barınacak yer ayarlamakta, evlenecek bir kız çocuğuna çeyiz düzmekte, iş için başka ilde sınava gireceklere yol ücreti bulmaya çalışmakta… Yoktan yarattığı kaynaklar ile sorunlara çözüm bulmaya çalışmaktadır.
Hayatı; haksızlıklarla mücadelede geçmiş, ezilenin yanında olmayı, güçlünün karşısında güçsüzü korumayı yaşam felsefesi olarak benimsemiştir. Mançalı Şövalye Don Kişot’a benzeyen kişiliği ile elinde mızrağı bile olmadan yel değirmenlerine karşı saldırıya geçmiş. Mücadele eden ve hesap soran tavrını hiçbir duvar durduramamış. Yüreğinde, yurt çocuklarına olan hizmet inancı ile kimseden korkmadan yoluna devam etmektedir.

Eline geçen her fırsatta düşüncelerini açıklamaya, hazırladığı projeleri tanıtmaya çalışmaktadır. Yetiştirme yurtlarından ayrılan ve gidecek bir yeri, dönecek evi olmayan çocuklar için “kültür merkezi” projesi koltuğunun altında çalmadığı kapı kalmamıştır. Sokakta yatan çocukların barınabileceği ve bir meslek öğrenebileceğine inandığı kültür merkezi projesine öylesine inançla sarılmıştır ki bir gün bu hayaline kavuşacağı günleri beklemektedir.

Reşit olana kadar hizmet verdiği çocukları reşit olduktan sonra gerçek yaşama salan SHÇEK’in bıraktığı yerden devam etmek için çabalayan Ayaşlı Don Kudret, eleştirilerinin bir gün aleyhine dava olarak döneceğini bilmiyordu. İnternet ortamında yaptığı eleştiriler SHÇEK Genel Müdürlüğü Makamına hakaret olarak değerlendirildi ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame ile 9. Sulh Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Postadan gelen mahkeme celbinde 24.03.2009 tarihinde, Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/3.a, 53/1 maddelerine istinaden “hakaret” suçundan dava açıldığını öğrendi.

Çay bardağında kalan son yudumunu içerken biraz kırılmış gözleri ile uzaklara baktı. “Sırtımdaki ceketimden başka vereceğim bir şey kalmadı” dedi. Yaşamını ve tüm varını yoğunu yurttan ayrılan çocuklara adamış olan bir adamın hüznü ile elindeki belgeden kendisinin yönelttiği ve hakaret olarak değerlendirilen internet iletisini okudu.

Yetim hakkının kendisi için ağızlarda sakız gibi çiğnenmesinden daha değerli olduğunu ve eleştirmek ve yeri geldiğinde hesap sormak gibi bir görevinin olduğunu söyledi. Bir süre sustu… Ben de konuşmadım…

Bağımsız mahkemenin doğru kararı vereceğine olan inancımı belirttikten sonra mahkeme sürecinde neler yapacağını sordum. Sırtındaki ceketini gösterdi ve tazminat ödemeye mahkûm olursa seve seve ceketini vereceğini yineledi.

Hizmetlerinden dolayı bir kere takdir, teşekkür görmediği halde bir de hayatını adadığı SHÇEK’in kendisini mahkemeye vermiş olmasına bir türlü anlam veremiyor. “Ağlasam mı, gülsem mi?” çelişkisi içinde, yüreği ezilip duruyor…

O, yetiştirme yurdundan ayrılan kardeşleri, çocukları için cebindeki son dolmuş parasını yemek yesinler diyerek verip Kızılay’dan Yenimahalle’ye kadar saatlerce yürüyen biri. Ayaş Yetiştirme Yurdundan ayrıldıktan sonra Yetiştirme Yurtlarından Ayrılanlar Kültür ve Dayanışma Derneğinin genel başkanı. Mizacına ve yaşam felsefesine uygun düşen, haksızlıkların ölümsüz mücadele kahramanı Mançalı Don

Kişot’un çağdaş versiyonu:

Ayaşlı Don-Kişot Kudret

YUKARI | Bir Kız çocuğumuzun başından geçenler;

Yurtta kaldığım 9 yıl içinde beni en çok etkileyen bir olayımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yurda 1989 yılında geldim ve 9 yıllık yurt yaşantımda üç yer değiştirdim. İyi kötü birçok anılarım oldu. Grup sorumlumuz yani müdür yardımcımız bir gün okulu astım diye adam bir garip davranmaya başladı. Okulu asmamın neden doğum günün vardı ve okul, staj ve dershane çok yormuştum böbrek yetmezliği hastalığım vardı. Hastalığım iyice ilerlemişti. Ağrılar başlamıştı. Staj yapmam hastalığımı daha da ağırlaşmıştım. Sürekli ayaktaydım oturmak yasaktı ayaklarım kütük gibi olmuştu bir gün hafta sonu uyuya kalmışım ertesi akşam saat 18.00 uyandım oda kapısı büyük bir gürültüyle açıldı bana ulaşamayınca arkadaşlarım öldüğümü sanmışlar. Hastaneye götürdüler böbreklerimin ikisinin de çalışmadığını söylediler. Randevu alınmıştı okullar kapandıktan sonraydı.1 hafta sonra yuvaya geldim. Hastaneye giderken yanıma kimseyi vermediler ve hastanedeki doktorlarım yardımcı oldu bütün işlemlerimi onlar yaptı. Ama diyalize alamayacaklarını  bir seansın çok pahalı olduğunu sosyal güvencemin veya yeşil kartımın olması garekiyor dediler. İş aramaya çıktım. Tabi bana bu halimle kim iş verirdi. Tabi bir arakadaşımın vasıtasıyla çankayada sekreterlik üzerine bir iş 2 saat çalıştım teyzem aradı 1 gün hacettepede diyaliz girebileçeğimi söylediçıkarken patron yarın gelme ben başkasıyla anlaştım diyince daha kötü oldum. Hiç değilse sigortam olacak diyalize giricim diye düşünmüştüm. Hiçbir şeyden umudum kalmadı artık yavaş yavaş ölücem derken teyzemin yurda gidip yeğenim ölçek diyalize girmesi gerekiyor söyleyince Gülhane Askeri Tıp akademisinden paşanın hanımı yurda bağış yağtığı için irtibata geçtiler paşanın yardımıyla 3 hafta Gülhane de Diyalize girmeye başladım. 1 hafta sonra iyice kötü olmaya başladım. Eve geliyordum vucudum yorgun ve halsiz yavaş yavaş şuurumu kaybetmeye başladım çünkü diyaliz de vurulması gereken kan iğnem yapılmıyordu başkasının üzerinden girdiğim için yapılmıyordu. Bu arada teyzem yurda tekrar gidip yiğenime bişey olursa sorumlusu sizsiniz. Reha muhtara arenaya gidicem. Dedikten sonra 1 haftada yeşilkart için uğraştı. yeşil kartım çıktıktan sonra 3 ay yeşil kartlı diyalize girdim. Sonra işe girdim. Yeşil kartım olmasaydı 3 ay içinde ölmüştüm işte yurttaki sorumluların sorumlulukları sadece insanları sokağa atmak bana olduğu gibi.. Türkiye de Yetiştirme yurtlarındaki çocukların yarıdan çoğu böyle işe yerleştirilmeden 18 yaşında sokağa atıyorlar ne halin varsa gör..ne diyebilirim ki.

İYİ Kİ VARSIN KUDRET ABİ!.

YUKARI | OĞUZCAN ŞİMŞEK'İN (Teşekkür Yazısı ) - 2008

Saygı Değerli kudret Başkanıma;

Kudret başkanım, Yurtlarda olan olayları biliyorsunuz ve bunlara göz yummayalım napalım diye sorarsanız öncelikle bütün yurt çocuklarını toplayalım ve onların fikirlerini alalım. Böylece hem konuşmadıkları diyalogları kuracaklar onların fikirlerinden bir şey yürütebilirsek onların istemek isteyip de isteyemediği fikirlerini öne sunalım yani hayallerini gerçekleştirelim. Hocam onların hayallerini bana sorarsanız en önemlisi her yurt çocuğunda olması gereken anne baba ve aile düzeyi sevgisi daha sonra farklı ortamları görmeleri ve o ortamları gördükleri zaman bir nevi olsa da hayattan zevk alacak ve hayallerini bir nevi olsa da gerçekleştirmiş olacaklar.

Yurtlarda yaşam kendimden söylüyorum. Çok güzel; Nasıl güzel yani çok arkadaşın var. Ortam çok güzel yaşam tarzı çok güzel, kısacası yurt hayatı güzel, benim fikrim bu arkadaşlığa gelelim. Arkadaşlık çok sıkı bir bağ olmasa olmaz nebiliyim.

Böyle işte yurtta bazı hocalar var. Çok iyi, bazı hocalar var, çok kötü!. Kıllık olsun diye azarlarlar küçük görürler umursamazlar üzerimizden prim yaparlar elimizden bir şey gelmez şikayet edersek önümüze 3413 sayılı yasayı koyarlar ezerler bizi ne yapalım.

Size gelelim; siz her yurt çocuğunun babası yerinde olmasını istediği bir karaktersiniz. Eminim tüm yurt arkadaşlarım böyle düşünüyorlardır.

Aç kaldık yardım ettiniz, paramız yoktu, para verdiniz, otobüs kartımız yoktu, kart buldunuz, gerekirse ben yürürüm dediniz. Kalacak yerim yoktu, siz çare buldunuz, kim evinde yatırır bu zamanda hocam bende ve arkadaşlarda olan hakkınız çok ben şimdiden hakkımı helal ediyorum. Arkadaşlarda tabi; Soracaksınız nasıl arkadaşların hakkında bu kadar emin olabiliyorsunuz bırakında oda bizde kalsın demi yani Kudret hocam sizin gibi babam olmasını isterdim.

Adam gibi adamsınız hocam yurda geleli 14 senem olacak ve az çok yurt hayatını bilirsiniz ve bana da katılacağınıza eminim "yurtta çok dayak yedik dövüldük ne biliyim bir ailede olmayacak olaylar oldu." Yurt hayatında her şeyi öğrendim en basit örnek sene (1996) yurttayız ve ben Anaokulundan geldim. yemeğe yetişemedim.

Kumru anneye söyledim, dediği laf gel ayağımı yıka sonra belki veririm ha daha bitmedi dedi yerleri paspaslayacaksın bende sinirlendim ve gittim uyudum sizce ne bu işkencemi emir mi kölelik mi küçük bir çocuk için hepsi ve o zaman dan sonra benim psikolojim tamamen alt üst oldu şimdi o yaşadıklarım aklımda unutmam unutamam size bunları neden söylüyorum çünkü siz bizle yani yurt çocuklarıyla ilgileniyorsunuz, bize babalık yapıyorsunuz  ondan yani bırakında söyleyelim. Kudret hocam benim hikâyemi okuduğunuz için çok teşekkür eder şükranlarımı sunar hayatta başarılarınızın devamını dilerim.

Ne olur Kudret Hocam!. Yetiştirme yurtlarında kalan çocuklar aşağılanmasın.

TEŞEKKÜRLER HOCAM.

YUKARI | İBRAHİM YILDIZ'IN (DÜŞÜNCELERİ) - 2007

Kudret Bey bizi bu yemeğe davet ederek belki de çok önemli bir sorunu, bizim de görmemizi sağladı, bu bile başlı başına bir iş.

İnsanlar sadece kendi hayatı ve mutluluğu peşinde koşuyor. Toplum olarak yapmamız gereken o kadar çok şey var ki. Bunların çoğundan habersiziz. İtiraf edeyim ki ben de bunlardan biriydim. Taa ki o yemeğe gidene kadar.

Hani derler ya. Boğazda viskisini yudumlayıp, memleket hakkında ahkâm keserler diye. Bizim farkımız nedir o kişilerden. Evimize aldığımız eşyalarımızdan, yeyip içtiklerimizden, kendi çocuklarımıza aldığımız marka kıyafetlerden, arabamıza harcadığımız benzin ve bakım giderlerinden, sigaramıza, içkimize harcadıklarımızdan, eğlenmeye ve zevke dönük yaptığımız harcamalarımızdan, bir kısmını, hatta 10 da birini bile bu tür yerlere ve hizmetlere harcasak neyimiz eksilir.

Soruyorum sizlere.

O şekilde yaşamayı o çocuklar, o gençler kendileri seçmediler. Seçme şansları olsaydı, kim isterdi bu hayatı. Onların bir suçu yok, varsa bir suç; onları görmeyen, görmek istemeyen, devekuşu misali kafasını kuma gömen, kaçan, rahatını bozmayan, toplum olamamış, toplumda yaşamanın bilincine varamamış, bizlerde.

Buradan davette bulunuyorum herkese.

Sadece Yurtlar değil meselemiz. Bu çocuklar ve benzeri durumda olan çok insanımız var.

Geleneğimiz, geçmişimiz bu tür yardımlaşmaların ve toplu yaşamda birbirine destek olmanın güzel örnekleriyle dolu.

Gelin bir ucundan da siz tutun. En azından ayda bir kez bile olsa, sosyal yardımlaşma ve gönül alma anlamında bir kurum veya kuruluşa gidip ziyarette bulunun. Maddi olmasa bile, sadece manevi desteğe ihtiyacı olan insanlara bile hayatın anlamını, millet olarak yapacağımız güzellikleri gösterelim.

Haydi...

YURT AY DER'E
SAHİP ÇIKALIM.
Terşekkürler Kudret bey.

KUDRET BULUT (Teşekkür Yazısı ) - 2008
YUKARI

KUŞ YUVASI;

Sevgili İlyas Ali DAŞTAN, benim arkadaşım, kadim dostum, oğlum… Elli dört yaşında bir adam olarak, otuz bir yaşındaki kişiye kadim dostum demek benim için gurur ve onur verici bir durumdur.

Kaç yıl oldu tanışalı hatırlamıyorum. Tanıştığımız günden bu yana sanırım her gün görüştük ve görüşmeye devam ediyoruz. Bir insanla paylaşımlarınızın çokluğu onunla geçirdiğiniz vaktin süresini belirliyor. Ortak geçmişe sahip olduğunuz kişilerle olan paylaşımlarınız da sanırım kâğıtlara sığmaz. Bir bardak çay, simit ile geçirdiğimiz günler de oldu, gidip güzel bir lokantada yemek yediğimiz günlerde. Biz İlyas Ali ile azı paylaşma derdindeyiz. Zira çok olanı paylaşmak kolaydır.

Sevgili Dostumun “Kuş Yuvası” adlı kitabının teşekkür bölümünde benim için yazdıkları karşısında duygulandım. Yol ve yolculuklar insan tanımak için birebirdir. Sizi yarı yolda bırakmayan kişi de gerçek dostunuzdur. Ben dostluğu böyle tarif ediyorum. Yetiştirme Yurtlarından Ayrılanlar Kültür ve Dayanışma Derneğinin (YURTAYDER) genel başkanı olarak içimizden İlyas Ali gibi kardeşlerimin çıkması beni onurlandırmaktadır. Biliyorum ki bu olumlu ve iyi bir örnek olarak Türkiye genelinde yaygınlaşacak ve daha ne cevherler ortaya çıkacaktır.

Bütün gayem ve gayretim bunun içindir. Bu nedenle, İlyas Ali dostuma yapmış olduğum naçizane yol gösterme ve yardımlar aslında çok da önemli değil. O, yolunu her zaman bulacak olan bir kâşiftir. Elli yıl önce yetiştirme yurdunda kalmakta iken tek gayem başarılı kardeşlerime yardımcı olmak ve onların önünü açmaktı. Hayatında olumlu etkiler bıraktığım sayısız arkadaşım var. Zaman zaman onlarla karşılaştığımda eski günleri yâd ederiz. Bana teşekkür ederler, minnet duygularını ifade ederler. Yaptıklarım onlar nezdinde takdir ile karşılanıyorsa ben daha mutlu oluyorum.

Bu vesile ile “Kuş Yuvası” adlı kitabında bana teşekkür etme nezaketinde bulunan İlyas Ali’ye huzurunuzda kendim teşekkür ediyorum. Kitabı anlatacak değilim. Kitaba ulaşanlar kitabı okur ve kendi değerlendirmelerini elbet yaparlar. Kitapta, sevgili kardeşim benim elli yıl önceki yuva ve yurt yaşantımı anlatmış. Elli yıllık süreçte sosyal hizmet kurumlarında değişen şeylerin ne kadar az olduğu beni kaygılandırıyor. Çocukların, kurumlara ilk gelişinden ayrılışına kadar yaşanan duygusallıklar, oynanan oyunlar, çekilen özlemler hiç değişmemiş.

Keşke artık yurt çocukları yurt ve yuvalarda daha mutlu olsalar. Son zamanlarda, basından izlediğim ve kurumlara yaptığım ziyaretlerde yıllarca toplum içinde hizmet vermiş bazı yurt ve yuvaların kapatılacağını ve kimsesiz çocukların toplumdan tecrit edilerek belli bölgelerde kurulan adına sevgi evi denilen kurumlara yerleştirileceğini duyuyorum. Buradan, sosyal hizmet yetkililerine seslenmek isterim. Çocukları bulundukları yerlerden sürekli olarak oradan oraya taşımaktan vazgeçin. Her seferinde toprağı değiştirilen çiçekler nasıl ki yeni saksılarında kuruyup dökülürse çocuklarda bu taşımalarda örselenmekte ve zarar görmektedir. Kendim, Ayaş Yetiştirme Yurdunda kaldım.

Bu kadar çok yurt değiştirmenin çocukların dünyasında açtığı zararlar tahmin ediyorum ki meslek elemanları tarafından tahlil edilecektir. Genel başkanlığını yaptığım dernekte ve www.yurtayder.org adlı sitede adına kimsesiz denilen ama aslında en büyük kimseleri cumhuriyet olan çocukların, kardeşlerimin sesi olmaya ve onların sesini duyurmaya çalışıyorum.

Sesimin yettiği yere kadar da bu görevime devam edeceğim. Sevgili Dostum İlyas Ali DAŞTAN da yapmış olduğu çalışmalar ve kalıcı işler ile bizim sesimizi daha geniş kitlelere ulaştırmaya çalışmaktadır. Bu nedenle “Kuş Yuvası” sadece İlyas Ali DAŞTAN’ın sesi değil, aynı zamanda benim ve bizim sesimizdir. Benim arkadaşım, kadim dostum, oğlum İlyas Ali DAŞTAN, dile getirdiklerin için asıl ben sana teşekkür ediyorum.

Kalemine, kalemi tutan eline ve çocukların sesi olamaya çalışan ince yüreğine sağlık diyorum. Yazdıkların ve yazacakların ile oluşan bu damlalar bir gün muhakkak çağlayarak akan nehirlere dönüşecektir.

Bu inancımdan dolayı yolda yürürken bile önümden geçen herkese Kuş Yuvasını okumalarını tavsiye ediyorum.

Saygılarımla.


 

YURTAYDER Dernegi
YURT AY DER - Feridunçelik mahallesi
8 nci cadde No: 303/A
Altındağ / Ankara - Türkei

Tel.: (0) 534 677 70 41
Fax.:0090 - (0)312 -

Email: kbuluttt@hotmail.com

Sicil Kayit No.: 06042200 Ankara

Başkan: Kudret Bulut
Başkan Yardımcısı: Abidin Özcan
Genel Sekreter: Ahmet Taskiran
Mali Sekreter: Recep Tanik
Üye : İsmail Karaca

YUKARI |"HERGÜN BİR İYİLİK YAP"