| HAZIRLAYAN Kudret
YUKARI | | Yurt Çocukları;

Evet! Yurt çocukları, yaşım 50;
Yeni yeni anladım. Tanımaya çalışıyorum yurt çocuklarını oda nerden derseniz vallahi tesadüf bir tanışma. ankara da bir kafe de tanıdım Sayın Kudret Bulutu Sanatçı kardeşim Mehmet EROĞLU sayesinde aynen şöyle dedi bu agbimiz Yetiştirme Yurtlarından Ayrılanlar Kültür Dayanışma Derneği Genel Başkanı memnun oldum ve 1 ay gibi bir süre evini genel merkezini açtı bana Kudret Bulut’u tanımaya çalıştım.

Kudret BULUT, kendini vermiş yıllardır bir amaç uğruna yetiştiği yurttaki almış olduğu yurt kültürü ve devlet terbiyesi ile devlet çocuğu olarak yurtlardaki yanlış eğitimden dolayı 18 yaşından sonra dışarı atılan itilip kakılan yurt çocuklarına sahip çıkmak noksanları gidermek ve onları topluma kazandırmak için bir mücadele içine girmiş cebindeki maaşını bile sokak çocuklarına verip sokak çocuklarını alıp getirip evinde yatırıp yedirip içirip onlara sahip çıkmaya çalışıyor.

Bana yapacağı projeden bahsedip dışarı atılan bu çocuklara yurt çocuklarına yani devlet çocuklarına eğitimdeki bir boşluğu anlatmaya ve 18 yaş sonrası çocukların topluma ve çalışacağı işyerlerine rehabile edilebilmesi için bir psikolojik destek hangi alanda çalışacaklarına dair yeniden bir eğitim ve sokaklarda kalmamaları için bir profesyonel ekiple onları hayatın gerçekleriyle ve yaşamak için bir eğitimin şart olduğunu, kültür eğitim merkezinin kurulması şart olduğuna inandığını söylüyor.  Zaten diyor eğer devlet yurtları başarılı olsaydı bu noksanlık olmazdı çocuklar sokaklarda kalmazdı. Sokaklara düşmezdi, demek ki bir noksanlık var ve bende ortamdan çıkan  devletin çocuğu olarak bana verdiği emeğin karşılığını böyle vermek istiyorum diyor.

sordum yıllık ne kadar 18 yaş üzeri mezun veriliyor 2000 dedi aslında çokta değil ama ana babadan ayrı o şefkati almamış biz yurt çocukları bazen sokak mafyalarının eline ve kız çocuklarımız da fuhuş batağına düşebiliyor, Eğer cesaret gösterip araştırma yaprlarsa hapiste yatanların çoğu Yetiştirme Yurdundan ayrılanlarla dolu diyor, yanlış yollara müsait çocuklar olarak kandırılabiliyorlar. kimssizlik gerçekten çok zor.

Peki dedim bunu nasıl yapacan bu ancak yurt çocukların durumunu bilen, onların yetişme psikolojisini anlayan ve oradaki noksanları bilen bir kadro o da "yurt Ay Der'in" içinde mevcuttur. Yeter ki fırsat versinler, çünkü ben o alanda büyümüş ve oranın dertlerini de çözümünü de bilen birisiyim dedi. 
          
Ben ülkemin kanayan bir yarasını Sayın Kudret Bulut’u tanıyarak anlamaya çalıştım. Biz anne baba şevkatıyla büyümüş yurt çocuklarının hakikaten dünyaya bakışlarını Kudret Bulut’la anlamaya çalıştım.

Diyorum ki biz Büyük Türkiye Cumhuriyeti ulusu olarak bunlara sahip çıkmalı Gazze’yi içimizde aramalıyız, Gerçek Gazze içimizde onlara yani önce kendi. Öz evlatlarımıza sahip çıkmalı yardım etmeli ve Yurt Ay Der gibi büyük kuruluşuna yardım etmeli kendi insanlarımıza dört elle sarılmalıyız.

YANİ ÖNCE KENDİMİZE ÖZÜMÜZE SAHİP ÇIKMALIYIZ.
YANİ KUDRET BULUT'A SAHİP ÇIKMALIYIZ.
YANİ BUNLARA SAHİP ÇIKARAK ASLINDA DEVLETİMİZE SAHİP
ÇIKIYORUZ İNANCIYLA YOLUN AÇIK OLSUN KUDRET BULUT…

SAGILARIMLA,
Sıddık TAŞTAN
Eski ART TV Sahibi,
Eski DYP il başkanı,

YUKARI | | “Yetiştirme Yurtları“:
“Yetiştirme Yurtları“:
 Daha güzel ifadeyle bu cümleleri okumanızı isterim.
<Yetim, Kimsesiz Çocuklarımızın Geleceğini Karartmayalım.>

ADINI SEN KOY (I) ADINI SEN KOY (2)
Yaşamak ya da ölmek
Ya bir hiç
Ya bir kişi
Ya birçok kişi
Ya bir düşünce, görüş
Ya da bir hayal uğruna
Yaşamak ya da ölmek
Amacım değil ki mürekkep dökmek
Maksadım
Birilerine anlatamadıklarımla
Sorun ve de sıkıntılarımla
Kâğıdı, kalemi
Birde bitmek tükenmek bilmez
Zamanı delirtmek…
Zaman ne kadar deli
Ne kadar divane akarsa
O kadar kâr bilmek…
Kanımın elektriği kesik
Kafamın suyu
Şaşırırsa akar
Biyolojik annem
Ben doğmadan ölmüş
Babada başka karı alınca
Gâvura dönüşmüş
Geçmişini geleceğini
O olmayan evlatlarını
Ölmeden öldürmüş
Diri diri gömmüş
Merak ediyorum da
Suçumuz ne imiş?
Bilemicem…
Ama…
Nedenlerinin nedeninde
Neyimizi görmüş?
Her zaman
Ben suçlu oldum
Olmayan babamın oğluyum diye
Her zaman ezilen ben oldum
Kimsesizim diye
Her zamanda ağlayan yine ben oldum
Bir tek
Sizi
Haricimdekileri güldüreyim diye
Fedakârlık tamamda
Bu kadar dert sıkıntı
Niye?
Beni bana bırakmayıp
Beni bende yaşamalı
Ağladığımda sırdaşım
Güldüğümde candaşım
Umutlarımın anahtarı olmalıydınız
Bence…
Sene 1996 nerde
2008 nerde
Aradaki fark
Kimine göre kısa
Kimine göreyse
Çoooooookkkk uzun bir Perde
Ama bence Dayanılmaz işkence
Hele bide
Yüzünden tasvirleyim
Arkandan dedilerse
Piç diye
Bide ben de gösteremediysem
İşte anam, babam
Ben piç değilim diye
Anlayamazsın kanıtlayamadığımı
Bunu Kimseye
Ama
Hiç kimseye
Her şey yalan
Şu yalan dünyada
Bir tek yalancılar
Gerçek
Bakalım şu kahpe felek
Bize
Ne zaman gülecek?
Biliyorum ki
Kahpe felek
Güldürene kadar, Hep süründürecek…
Ama elbet
Bir gün umudumu ve hayallerimi yitirmedikçe
Elbet bir gün gülecek
İşte o zaman millet
Gülen yüzüm
İnşallah bir lamba gibi
Hem kendini
Hem de çevresindekileri
Aydınlatabilecek
Üzülmesine üzmesine
İzniyle yüce Rabbimin
İzin vermeyecek…
Güvendim malıma
Bir kıvılcım yetti
Güvendim güzelliğime
Bir sivilce yetti
Neye açtım
Neyime gitti
Bitmez demiştim de
Dertler harici hepsi
Bitti…
Ne arayanım var
Nede soranım
Tamam
Geleceğim parlak
Ama
Geçmişimle geleceğimi karartmayın…
Zaten
Yeterince karanlık loş bir hayattayım
Lütfen artık lambaları açın…
ADINI SEN KOY (3)  

Geçmişim yok Geleceğime nasıl güveneyim Sanki sülalemde
Yazılmamış bir hikâyeyim
Tamam değil
Tüm dertler benim
Ama neden
Bana sebep olan annemin
Annemin babamın
Nedenlerinin nedenlerini
Öğrenmeden Yalan yanlışta olsa
Bilmeden Böyleymiş alın yazım
Deyip Dıştan sessiz
İçten fırtınalı
Boyun eğeyim?
Sene 1996
Tutuklu misali S:H:Ç:E:K: damgasının hükmünü giymişim
Suçum büyük olmalı ki
Birde üstüne üstün
Hoş geldin dayağı yemişim…
Sene 2008
Hala beraat edemedim
Edemediğim gibi İlk günkü gibi
Ot geldim
Saman gittim
Kim bilir Belki bir
Belki bin ömürde sürse
Suçunu bilemediğim
Çözemediğim
Sadece cezasını çektiğim davanın
Müvekkiliyim…
Bu cezalar
Bu çektiklerim
Ne için
Kimin için
Yer yer açık
Yer yer kapalı
Cezaevindeyim
Sanki kader mahkûmu olmuşumda
Hiç ölmeyeceğim…
Ve ben bunlardan

Sadece ama sadece
Birisiyim…

Ben korkman dışarıda yatmaktan
Ben korkmam zorlukları aşmaktan
Bunca çileyi çekmişken kaçmaktan,
Sonsuza dek saklanmaktan

Ben hasret kokarım, Baba - annem kokarım


ESKİDEN
Çember çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden,
Silahlar tahtadan,
Resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin
isimleri konulur, Saatli maarif okunurdu.
Komsuda pişen
Bize...
Bizde pişen komsuya düşerdi.
Geceler ayaz,
Sokaklar karanlık,
Yıldızlar parlak olurdu.
Tursu, salca, manti
Evde yapılır,
Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği,
Pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır,
Evlerde soba yakılır,
Kıs gecelerinde masal anlatılırdı.
Merdiven çıkılır,
Aidat ödenmez,
Yönetici seçilmezdi.
Evler badanalı,
Sokaklar lambasız,
Mahalleler bekçili olurdu.
Ajans radyodan dinlenir,
Çizgi roman okunur,
Defterlere kenar süsü yapılırdı.
Hayat,
Arkası yârin gibiydi,
Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak bir şey vardı
Herkes kendi düşünü kurar,
Kendi hayatini oynardı.
Simdi, Herkes
Yoğun, Yorgun
Ve tek başına
YUKARI | ÖZGEŞMİŞ | Ne Aradığını Bilmeyen, Bulduğunu bilemez.Anonim

ÖZGEÇMİŞİM!..

1954 Yılında Ankara'nın Delice İlçesi Derekışla Köyünde, bir kış günü dünyaya gelmişim. İlk ve Ortaokulunu Ankara İli Ayaş İlçesinde de bulunan Sadullah paşa İlkokulu, Ayaş Ortaokul ve Liseyi bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi Beden Eğitim 2 yıllık enstitüyü yarıda bırakarak 1978 yılında Ankara Körler Okulunda göreve başladım. Lise üstü bilgisayar program konusunda, Aldığım eğitim Dos işletim Sistemi, Windows işletim sistemi, Windows SQL Server, Windows Xp, Microsoft Office ( Word, Excel, Powerpoint, Windows movie maker) Photoshop Cs3 ile Adobe Macromedia Dreamweaver web sayfası ve internet kullanımı 5 sene sürdü. 2 çocuk babasıyım,

1988 yılında Ankara Valiliği İl Nüfus Vatandaşlık müdürlüğüne geçiş yaptım. Ve bilgisayar programcısı olmam nedeniyle Nüfus vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde Mernis Projesinde T.C. kimlik üretme projesinin içerisinde görev aldım. Altındağ, Çankaya, Kızılcahamam Nüfus müdürlüğünde ve Ankara iline bağlı 24 ilçenin bilgisayar sorumlu memuru olarak görev yaptım. 

Türkiye genelinde “MERNİS” proje program yaymada ve Nüfus mevzuatına uygun olarak Trabzon Merkez Nüfus Müdürlüğüne bağlı ilçeler, Malatya Merkez Nüfus ve İlçeler ve İzmir Merkez Nüfus Müdürlüğünün nüfus işlemlerinin bilgisayar ortamında yapılması ve merkezi veritabanının oluşturulması, T.C.Kimlik Numarası verilmesi, kolay taşınır ve taklit edilemez çağdaş Nüfus kimlik verilmesi, Nüfus ve aile istatistiklerinin hızlı ve sağlıklı alınması, Kamu kuruluşlarına ve vatandaşa elektronik ortamda bilgi hizmeti verilmesinde bulundum.

Bu çalışmalarımdan sonra Aralık 2003 yılında Ankara İl Nüfus Vatandaşlık müdürlüğünden Nüfus Şefi olarak Emekliye ayrıldım. Ankara Türk Kamu Sendikası büro Sen de aktif görevlerde bulundum. Emekli Olduktan sonra da Ankara Türk Kamu Sendikasına Bağlı Türk Emekli Sen Ankara Şubesinin Başkanlığını yaptım. Ankara Ensar şubesinin ve Birleşik Emekliler Derneğinin üyesi ve Halen Yetiştirme yurtlarından ayrılanlar kültür ve dayanışma derneğinin Genel başkanlığını yürütmekteyim.

YUKARI | KUDRET BULUT (YAŞAM BİÇİMİ) - 2008

Ayaş Yetiştirme Yurdunda kalan Arkadaşlarım İyi bilirler ki Ayaş Yetiştirme Yurdunda kaldığımız dönemlerde yazın bağ bahçe de çalışır yetiştirme yurdunun eksik ihtiyacını karşılardık. Yemeklerimiz kimin ve kimlerin sayesinde ortaya geldiğini gayet iyi bilirsiniz.

Bizler o dönemde yaşça büyük yurt çocuğu olarak köyleri dolaşır ekin toplar toplanan ekin torbalarını Beypazarılı fırıncıya teslim ederdik. Kışın ekmek olarak mutfağımıza girerdi. 1968 – 1969 yıllarında Televizyonun ilk geldiği zaman Ayaş halkına ücretli televizyon izletir. Gelen gelirle de başarılı olan arkadaşlarımıza mükâfat olarak geri dönerdi. Yani arkadaşlarımız okumaya ve sorumluluk almaya özen gösterilirdi. Bu teşvik Yetiştirme Yurdunda kalan arkadaşlarımız %90’i okumuştur.

O dönemin değerli idarecileri ve öğretmenleri Yetiştirme Yurdunda kalan arkadaşlarımızı daha sorumlu Ülkesini seven Dini – Milli duygular içersinde yetiştirilmek için çaba sarf ederlerdi.

Hele müdür babamız (Mümin BEŞİKTEPE) Yetiştirme Yurdunu temizlemesi yani ayakkabılarını çıkartıp su ile yurt içerisini yıkamasını hiçbir zaman unutamadığım olayların başında gelir. Nurlar içersinde yatsın. Sayın Müdürbabamız Mümin Beşiktepe Sabahları Yurda geldiği zaman çevre temizliğini ilk önce kendisi elinde süpürgesi ile Yurdun bahçesini temizlemeye başlardı. Bizler onu bu halde gördüğümüz zaman elinden süpürgeyi almaya çalışırdık oda içeride süpürge var diye bizleri yönlendirirdi.

Keza personel de öyleydi ona gerçek anlamda çalışan personel dahi, Hakikaten Baba derdi çünkü gerçekten yetimler için gönül vermişti. “Sabah temizlik kontrollerinden geçerken okula gitmeden yapılan kontrolde” Cebinde düğmeyi yakasında iğneği eksik etmez bir çocuğun düğmesinin olmadığını gördüğü zaman hemen oracık da çocuğun düğmesini dikerdi. İçten gelerek çalışırdı. keza personelde aynı fikir ve düşüncedeydi.

Hele Öğretmenlerimizden Ömer Faruk Öz, Ahmet Bostan, Hayati Peker, İsmet Dönmez ve adını sayamadığım değerli idareciler Öğretmenler yetimlere sevdalıydı onlar için para pul akıllarının ucundan bile geçmiyordu yeter ki Mazlum çocuklar yanılırda yanlış şeyler yaparlar diye kendilerini yetimlere ve kimsesizlere adamışlardı.

Bizler onun öğrencileri olarak her zaman Değerli öğretmenlerimizle gurur duyar o muhterem kişileri her zaman saygı ile anarız. Değerli idarecilerimizi ve öğretmenlerimizin dediklerini en iyi şekilde yerine getirmeye özen gösterirdik bizler bu ruhla çalıştık kendi cebimizden Devletimiz için para harcadık halende bu yetim arkadaşlarımız için harcama yapıyoruz. Okuyan ve sorumluluk alan arkadaşlarımızın kişiliğini kazanmasında Müdür babamızın ve personelinin bize çok faydası olduğu aşikârdır. Bu değerli insanlar yetimleri bayrılarına basmışlar Gönül vermişlerdir. Verilen emek “bize dokunmayan yılan bin yaşasın kelimesini bize aşılamadılar sevgi ve paylaşmayı aşıladılar.  

Eğer Ayaş Yetiştirme Yurdu bu geniş arazinin üzerine kurulmasaydı bizler beton çocukları olurduk enerjilerimizi atamaz hep sıkıntı çekerdik haftanın belli günlerinde Hayvanlarla ağaç bitki toprakla iç içe yaşardık bizlerin enerjilerini dağıtmamıza ve belli günlerde tiyatroya giderdik sosyal ve aktivitelerde bulunurduk. Bize verilen sağlıklı eğitim ve öğretim yoklar içerisinde verilmiştir. Şimdi Her imkân var. Bizler bu yetim ve kimsesizlerin üzerinde titrenmesini istiyoruz.

Yetim ve kimsesiz yaşamayı bu çocuklar, bu gençler kendileri seçmediler. Seçme şansları olsaydı, kim isterdi bu hayatı. Onların bir suçu yok, varsa bir suç; onları görmeyen, görmek istemeyen, devekuşu misali kafasını kuma gömen, kaçan, rahatını bozmayan, toplum olamamış, toplumda yaşamanın bilincine varamamış, bizlerde.

Yanlış anlaşıldığımın kanısındayım. Eğer kırdığım insanlar varsa özür dilerim. Bizler daha duyarlı gönüllü insanlara ulaşmak dileğiyle saygılar sunarım.

"Peygamber Efendimize bir adam geldi, kalbinin katılığından dert yandı. Resulullah (S.A.V) ona şu tavsiyede bulundular:

"Kalbinin yumuşak olmasını, ihtiyacın olan şeylere kavuşmayı ister misin?

"Öyle ise yetime şefkat göster, başını okşa, yediğinden ona yedir ki, kalbin yumuşasın ve muhtaç olduğun şeylere kavuşasın."

Binbaşı Ahmet Atik
YUKARI |YAŞAYABİLMEK İÇİN AYAKLARIMIZ ÜZERİNDE KALMAMIZ GEREK;

1963 yılında Amasya da doğdum 1971 yılında annem öldü.1972 yılında ilkokul dördüncü sınıfında okurken Amasya yetiştirme yurduna gittim.1974 yılında babam öldü. Dünya da kimsem kalmamıştı. Ne anne ne de Babamla yaşıya bilmem için derslerime daha fazla çalışmam gerektiğine inandım.1977 yılında ortaokulu bitirdim. Aynı yıl Çankırı Astsubay hazırlama okulu imtihan’ını kazanarak yurttan ayrılıp orduya katılmış oldum.

1980 yılında Çankırı Astsubay hazırlama okulunu bitirip Zırhlı birlikler okuluna gittim.1981 yılında Zırhlı birlikler okulunu bitirerek Tankçı Astsubay olarak 18 yaşımda görev yapmaya başladım.10 yıl Astsubaylık yaptıktan sonra 1991 yılında subaylık sınavına girdim. Subaylık sınavını ilk hakkımda kazandım.1992 yılında Tankçı Teğmen olarak görev yapmaya başladım.

2004 yılında Üniversite sınavına girdim İktisat fakültesinin iktisat bölümünü kazandım.2008 yılında bitirdim. Ve Binbaşılığa yükseldim. Şuan Ankara da görev yapmaktayım. Evli iki çocuk babasıyım.

Sevgili kardeşlerim öğrencilik yıllarım zor geçti. Annem babam olmadığından kendi harçlığımı kendim kazanmak zorunda kaldım Tatil günlerinde pastane ve lokantalarda garsonluk yaptım. Maçlarda sakız sattım, ayakkabı boyacılığı yaptım, halde hamallık yaptım, okulda fotoğraf çektim. Böylece yurtta ve askeri okulda devletin vermediği ihtiyaçlarımı kendim giderdim. Dokuz yaşından bu güne kadar kendi hayat mücadelemi kendim verdim.

Sevgili kardeşlerim yurt çocuğu olduğumu her ortamda göğsümü gere
gere söyledim çünkü yurt çocuğu utanılacak bir durum değil. Fakat şuna dikkat ettim Her türlü hareketlerimi kontrol altında tutmaya özen gösterdim. Diğer arkadaşlardan farkımız olmadığını göstermeye çalıştım.

Sevgili kardeşlerim şuan yurtlarda kalan kardeşlerime biraz kızıyorum Nedeni ise tatillerde bakıyorum Ne derslerine çalışan var nede harçlıklarını çıkarmak için çalışan var Okullar açıldığında bazı ihtiyaçlarını gideremediklerinden şikâyet ediyorlar Ayrıca derslerinin iyi olmadıklarını Maalesef üzülerek gördüm. Nasıl olsa devlet bize iş verir düşüncesi hâkim işe girdiklerinde ise işin kalitesini beğenmeyen kardeşlerimiz bulunmakta işe gitmeyen kardeşlerimizi gördüğümüzde çok üzüldüğümü söylemek istiyorum burada bize düşen görevin kardeşlerimize doğru yolu göstermek olduğunu düşünüyorum.

Sevgili kardeşlerim herhalde bu dünyada bizden fazla kardeşleri olan Hiçbir aile yok tesadüfen tanışsak bir dakika sonra her konuda anlaştığımıza şahit olmuşunuzdur. Bunu çok yaşadım. Ankara’ya geldiğim yıl YURT AYDERE gittim. Dernekte dernek başkanı olan Kudret BULUT ve arkadaşları ile tanıştım. Yeni geldiğimi söyledim. Çevremin olmadığını söylediğimde bana kızdıklarını söylediler Burada bu kadar kardeşin var Her zaman yanımda olduklarını söylediler. Eksik olmasınlar beni yalnız bırakmadılar Her türlü faaliyetlerinde devamlı çağırdılar Bende mümkün olduğunca katıldım.

Derneğimizi ayakta tutan çalışmaları ile örnek olan bu yolda her türlü fedakârlığı yapan dernek başkanımız Kudret BULUT'u kutluyor Çalışmalarında başarılar diliyorum. (ÖZ GEÇMİŞİ)

Ahmet ATİK

YUKARI |KÖKSAL DOĞAN

Hepimiz de mevcut olup önemli olan ilk adımı atmaktır.9 yıl Yetiştirme Yurtlarında kalan bir kardeşiniz olarak (1973 – 1982) bizim yaşadığımız zamanlarda çok daha kötü şartlarda hayatımızı sürdürdük, fakat hiçbir zaman birlikte kaldığımız arkadaşlarımızdan ayrılmadık Bu ayrılmayan “Ayaş grubu 20 kişi” Madem hiç ayrılmıyoruz o zaman bir dernek kuralım diyerek Ankara da resmi olarak 20.04.1993 yılında Yurt Ay Der (Yetiştirme Yurtlarından Ayrılanlar Kültür ve Dayanışma Derneğini kurduk. İlk 5 katlı eski bir binanın 5 nci katında faaliyet gösterdik Bina eski olduğundan 5 nci kata su çıkmazdı suyu 5 nci kata taşır her türlü temizlik faaliyetlerinde bulunurduk. O zaman dernek anlayışımız daha bağlayıcı idi. O zevk o duygu bambaşkaydı. Kirasını hep birlikte (az sayıda arkadaşlarla) paylaşırdık. Tabi ilk başkan Hayrettin DURNA (Rahmetli, nur içinde yatsın) çok sevdiğim amcamın oğlu aynı yaşlarda olduğumuz için bir arkadaş gibiydik. Yurtta kaldığımız zaman bize üç zeytin verilir iki tanesi ezik çıkardı “yani bizim değimimizle bozuktu “ Yurtta kaldığımız süre içerisinde Bizleri evlatları gibi bayrılarına basan yurt müdürü Rahmetli Müdür babamız Mümin BEŞİKTEPE ve Öğretmenlerimiz Hayati PEKER bizlerin yetişmemizde çok emekleri ve hizmetleri vardır. ALLAH rahmet eylesin nur içinde yatsınlar. Yurt bahçesinde kendimiz eker, O Ayaş’ın bağ bahçelerinde çalışarak hayatın zorluklarını taşırdık. Müdür Babamız Mümin BEŞİKTEPE ve Hayati PEKER bizlere hayatın sorumluluğunu öğreten insanlardır. Şimdi Yurtta kalan arkadaşlarımız ve kardeşlerimiz ise her istedikleri yerine getirilen ve alınan bir anlayışın yurttan ayrılınca gerçek hayatı başlıyor olması zorluklar arasında boğulup giden ve her türlü zararı gören kardeşlerimizi görüp izliyoruz. Gelin hep birlikte eski ve yeni arkadaşlar olarak birbirimizi kucaklayalım. Hayatın zorluklarını birlikte göğüsleyelim. Saygılar.

Köksal DOĞAN

YUKARI | MÜDÜR BABA(MÜMİN BEŞİKTEPE ) - 2008

(Namı diğer MÜDÜR BABA)

Samsun devgeriş köyünde doğmuştur. Babası molla Mehmet’in oğlu İsmail Beşiktepe, annesi Ökse Köyünden Ahmet Ağa’nın kızıdır.

İlkokulu Devgeriş Köyünde okumuş. Öğretmen okulunu bitirdikten sonra 1949 yılında öğretmen olmuştur. Mesleğe atandıktan sonra kendi köyü başta olmak üzere Hacı İsmail Köyünde, Gelemen Devlet Üretme Çiftliğinde, Tekke Köyünde öğretmenlik, Başöğretmenlik ve okul müdürlüklerinde bulunmuştur.

1960 ihtilalinden sonra Tekkeköy de 3 üç yıl ile belediye başkanlığı görevinde bulunmuştur. Bu süre zarfında, Tekke köyün İmar Planını hazırlamış ve içme suyu gibi önemli sorunlarını çözmüştür.

1970 yılında Ankara’ya atanmış ve Ankara-Ayaş yetiştirme Yurdu Müdürlüğü görevinde 7 yıl bulunmuştur. Buradan Ankara Körler Okulu müdürlüğü görevine atanarak emekli oluncaya kadar bu görevde bulunmuştur. Evli ve üç çocuk babası olan mümin Beşiktepe yakalanmış olduğu amansız hastalığın pençesinden kurtulamayarak 02.09.2001 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur.

BİR ANI

Kendisini 1973 yılında tanımıştım. O yıllarda o Ayaş’ta Yetiştirme Yurdu Müdür ben de Ayaş Lisesi Öğretmeni idim. 1973 yılında Ayaş Ortaokulu liseye dönüşmüştü. Çoğunluğu ortaokul öğrencisi olmak üzere lisede altıyüze yakın öğrenci eğitim görüyordu. Bu öğrencilerin yaklaşık ikiyüzellisi yurt öğrencisi idi.

Yurt öğrencileri Mümin Beşiktepe’ye “MÜDÜRBABA” derlerdi. Öğrencilere karşı müşfik, güler yüzlü ve babacan davranışlarıyla bu unvanı hak etmişti. Gerçekten de bir baba idi. Büyükle büyük, küçükle küçük olabilen mütevazı bir yapıya sahipti.

Bir gün yurt öğrencilerinin sorunlarını görüşmek üzere kendisini ziyarete gitmiştim. Birlikte odasında çay içiyorduk. Kapı tıkladı, içeri bir öğrenci girdi. Öğrencinin bir sorunu vardı. Kendisini şefkatle dinledikten sonra, zile basıp öğrencilere hizmet veren bir kadın çağırdı. Elini ceketinin cebine sokarak bir avuç irili – ufaklı ve muhtelif renkte düğme çıkardı. Öğrencinin ceketinin düğmesi düşmüştü. Uygun bir düğme seçip hizmetli kadına vererek çocuğun düğmesini dikmesini söyledi. Onlar dışarı çıktıktan sonra bana dönerek – Hüseyin bey, bu çocukların en çok muhtaç oldukları şey Şefkat dedi. Anne ve baba sevgisinden yoksun oldukları için tahripkar oluyorlar, hırslarından düğmelerini koparıp yerlere atıyorlar. Ben de bulduğum düğmeleri toplayıp, çocukların arasında dolaşırken noksan gördüklerimi tamamlatıyorum. Dedi.

Bu davranışından dolayı çok duygulandım. Müdür bey siz gerçekten bir baba’sınız dedim. Bu sözüme mütevazı bir tavırla HAY ALLAH diye tebessümle karşılık verdi.
Bu değerli insanı rahmetle anarken kederli ailesine baş sağlığı dilerim

Hüseyin DEMİREL
Eğitimci-Öğretmen
Ayaş Dergisi   
Yazı İşleri Müdürü

YUKARI | KUŞ YUVASI (KAMBUR RUHLARI ) - 2008

1- Çocukluğunda, sosyal hizmet aldığı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna Sosyal Hizmet Uzmanı olarak hizmet vermeye devam eden İlyas Ali DAŞTAN’ın Kuş Yuvası adlı kitabında yuva ve yurt yaşamına ilişkin günce tadında/tarzında yazılmış öyküleri bulacak ve artık etrafınızdaki kimseli/kimsesiz çocukların gözüne daha farklı bakacaksınız.
Öyküler birer damla, romanlara sığmayacak yaşamları anlatan…

2- Kambur Ruhları; Pek Yakında

DÜNYANIN HER TARAFINA İMZALI KİTAP YOLLANIR.

Yazar           : İlyas Ali DAŞTAN
Basım           :2008 Ankara
Dağıtım        : Kudret Bulut
Kitap isteme Adresi: dastanilyas@gmail.com:  0 505 821 23 28
Kitap isteme Adresi: kbuluttt@hotmail.com   :  0 534 677 70 41

YUKARI | ATATÜRK (Hakim Mehmet YAMAN ) - 2008

1- Alternatif bir bakışla ATATÜRK,
2- Alternatif Bakışla ATATÜRK İlke ve İnkilapları,
3- Ülkemizi Çevreleyen Tehlikeler,
4- Temel Hak ve Hürriyetler Açısında "TÜRBANA" Bakış.
5- Biraz da Düşünebilirmiyiz. "Karadelik yıldız yuttu"

"HER GÜN BİR İYİLİK YAP"
© 2008 YURT AY DER | Design by: Kudret
YURT AY DER
  Türkiye Tel .: (0)534 677 70 41

kbuluttt@yurtayder.org - kbuluttt@hotmail.com - kbuluttt@gmail.com - kb1957@gmail.com

YUKARI | HAZIRLAYAN Kudret