Belki de Tanrı, uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, uygun kişiyi tanıdığında minnettar olman için istedi."
Gabriel Garcia Marquez
YURT AY DER
(ŞİİR DEFTERİ)
-
Bilirmisin satırlarımda hangi heceler
Seni bana daha yakın kılar
Anlamaz halimi senden başka
Yalanmış soğuk geceler daracık duvarlar
Bir tek ben kalmışım savaşan
Ana yokluğunda…Gül yaprak özledim seni anacığım
Hiçbir koku senin kokunu geri getiremez ben hissederim
Canım yanıyor desem inanmazlar anacığım
Sütün eksik kaldı dönemeç hayatımda
Bir tek ben kaldım yiğit kaldım
Ana yokluğunda…Ağlasam sel olur yaşlarım yağmurla beraber
Canım bahtsız sensiz anacığım
Hani gece kalkar benim için sabaha kadar
Beklerdin ya hiç gözünü kırpmadan
Ne güzel günlerdi be anacığım
Getirmez hiçbir şey o günleri
Geldik gidiyoruz bir göçmen kuş misali
Kim kaldı dayanacak
Ana yokluğunda…Alışamam sen acılara bırakıp gittin
Ama göğüs geriyorum kalanlara
Hani kuru yaprak düşer ya dalından
Bende öyle düştüm kendimden
Kim kaldı duygu pınarına soracak hesap
Ana yokluğunda…Elveda demeden gittin yalan dünyadan
Özlüyorum seni sabah seher vaktinde
Issız karanlık olana kadar ortalık ne fayda
Anacığım insanlar çok acımasız
Kim kaldı bestelerini sana adayacak
Ana yokluğunda…Of dertlerdeyim anacığım bi bak gelde
Harap oldum geçti 56 sene gelde görme
Gelsem de vermiyorsun cevap mezarında sende
Bir tek bir tek sen vardın alacağın olsun git sende
Kim kaldı sabaha kadar ağlayacak
Ana yokluğundaYurtlardaki tüm kardeşlerimizi..
Kucaklamalıyız birer birer.
En büyük amacına doğru,
Dev adımlarla yürüyor YURT AY DER.
Ayşe, Fatma; Mehmet; Ali Hüseyin..
Bu dernekte neymiş demeyin,
Toplumda utanıp yüzünüzü gizlemeyin,
Çatısı altında sizi bekliyor YURT AY DER.
Birdik, on olduk, yüz olduk…
Biz kardeşliği yurtlarda bulduk,
Pekiştirmek için derneği kurduk,
Çelikten bir ağ örüyor YURT AY DER.
Yılmak yok var olma savaşında…
Kalmak yok derneğin dışında..
Toplanalım birlik çatısı altında,
Kopup gelen çığ gibi büyüyor YURT AY DER.
Herkese karşı açık olmalı yüzümüz,
Tüm acıları damıtmıştır özümüz,
Kardeşlerimize Söylenecek Sözümüz,
Yanında sizi istiyor YURT AY DER.
Davut Köksoy
Emekli Öğretmen
Halk ve Hak yolunda gidersin de gidemezsin ya,
Ayağın dolaşır ama gitmek istersin.
Amam güç, takat bulamazsın, kafan da karışık,
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Karamsarlık içinde miskin miskin klavyenin tuşları işliyor.
Ne yazsam diye düşünürken, Duyulur;
Çaresizlik ve üzüntü içinde, 15 kişinin şehit edilmesi,
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Madde bağımlılarının sokak da durumları,
Bir elinde Bali, bir elinde torbası.
Alır simidi 7 tanesi bir lira!. Biz de yardım edelim.
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Sen kuru kuru yeme be çocuğum, yanına ne istersin?
Ağabey senden sigara istiyorum. Olmaz!.
Sen zaten almışsın sigaranı, O zaman yanına kola al abi!..
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Yardım etmek istersin ama çaresizsin.
Dedik ya elin kolun bağlı, halk ve Hak yolunda
Gitmek, hakkıyla yardım etmek istersin.
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Nerde düşüncelerini uygulamak,
Nerde gerçek ihtiyacı olanlara yardım.
Hep laf, hep acıma duygusuyla;
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
İşte bizim insan dediğimiz topluluk,
Sadece kendilerinin başına geldiği zamanda,
Eyvah! Eyvah! Der: “Geçmiş olsun.”
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Hep balık yedirmeyi severiz. Nem kaldı ki,
Üretmeyi ürettirmeyi aklımıza bile getirmeyiz
Bizim duygularımıza hitap eden insan müsvettesi
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Ne desem fidan gibi yavrular toprağa düştükçe,
Ağlasam sızlasam ne veririm. İşte bu günde
Hele yetimine madde bağımlısına yardım etmek istesen,
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Ne dersen de be oğul! İçindeki sevgiyi, hiçbir zaman yeşertemezsin
Çevre ekonomist. Ekonomiye verirsin kelleyi boşa uğraşıyorsun,
Ey!. Kudret 54 sene daha mı yaşayacaksın
İşte böyle günler 54. yılın günleri de.
Kudret Bulut
Emekli
Tek üzüntüm toprağa düşen,
Sokakta çoğalan kimsesiz fidanlar.
Beni kahreden; timsah gözyaşları dökülerek yapılan hareketler.
Neden buradayım, bilemiyorum?
Babam ölmüş, ölümü anlamıyorum?
Abim,ablam uzakta, annem onlarla.
Bu nasıl bir hesap çözemiyorum.
Arkadaşlarım benden daha bir dertli.
Kimisi benim gibi, kimi yalnız babalı.
Kiminin yoktur tutunacak bir dalı,
Biz hep el eleğiz Yurt çocukları.
Okul öğretmenlerimiz hem arkadaş, hem veli.
Kaç kişi vara içimizde ahvali belli?
Olmayacak mı bizim hayatımız düzenli?
Yine de ayaktayız biz Yurt Çocukları.
Hepimizin odası kırkdört kişiliktir.
Kafamızda bin bir düşünce, ruhumuz çöküktür.
Geleceği düşünmek hepimizi ürkütür.
Biz aynı kaderi paylaşırız Yurt Çocukları.
Düşününce bizleri aklım oluyor deli.
Kimin sonu nasıldır, olur mu belli?
Her insanın vardır öncesi ve geleceği,
Bu şiiri yazdım ben kederlerle elemli.
Sonsuza dek el eleğiz biz YURT ÇOCUKLARI...
Kudret Bulut
Ağlamak Gelir içimden,
Ne zaman aklıma gelse,
Çocuk Yurtlarındaki,
yalnız kardeşlerime.
Onlarda gökyüzünü,
Severler mi kuşlar kadar,
Doyasıya uyurlar m?ı
Saçlarını kim tarar.
Kim örter üstlerini,
yorganları kayınca,
Gözlerini kim siler,
Düşüp de ağlayınca.
Yüreğim Burkulur benim.
Hep aklıma yurtlar gelir.
Oysa çocuklar evinde,
Çiçek dalında güzeldir.
Abdülkadir BUDAK
Bir yarim vardı yeryüzünde eşi bulunmayan,
Bir yüreğim vardı dağlara dayanmayan,
Bir sözüm vardı yiğide kafa tutan,
Bir hayatım vardı nice senelere mal olan.
Bugün moralim bozuktur eylemeyin,
Sözüm sözdür söylemeyin,
Derdime çare bulamadım söyleyin neyleyim,
Hayatsa yaşadığımız böyle hayatın anlına tüküreyim.
Çoğu zaman aç kaldım karaktersiz hiçbir zaman,
Adım Oğuzcan’ sa; eğer bu dünyayı alt üst ederim tamam.
Sende git artık kudret hocam çok uğraştın,
Hayat bu naparsan ya tekme yersin ya da saman.
Oğuzcan şimşek
Öğrenci
Hayal kurmak isterdim çoğu zaman ama olmadı,
Kadere küsmek istedim ama geçit vermedi salladı,
En çok güldüğüm ve sevindiğim kendimi hatırladığım zamandı,
İnsaf be derdim yaşadığım olaylara gülerler ve geçerlerdi.
Hayal kurmak, çok güzel ama hayalleri olmayanlar;
Hayattan tekme yiyip de dışarıya savrulanlar;
Yapma dediğimiz zaman üstüne alınanlar;
Kadere inat bir tokat daha sallayanlar.
Bir gün ölürse Oğuzcan;
Ağlamasın sevgi adlı kadınlar,
Tekbiri ilahi getirirken selamlar,
Son nefesimdeyken tüm yurt çocuklarını kucaklar.
Oğuzcan şimşek
Öğrenci
Yetimler ağlarken ben gülemezdim.
Kendim için yaşayıp onları boş veremezdim.
Yurttayken bu davaya ben yemin ettim
O yetimler yetimi elbet benim desteğim.
Yetiştirme Yurtlarını Sevgi İle Dolduralım
Yürekleri ağlıyor sessiz sessiz,
Onbinlerce yetim sevgisiz şefkatsiz,
Bizde yaşadık bunları çok iyi biliriz,
Duyarsız kalırsak biz nasıl insanız deriz,
Bu çocuklar bizim diyorsak birleşmeliyiz.
Yetimleri sevenler birliğini işletmeliyiz,
Benim işim var diye boş veremeyiz,
Bu dünya kimseye kalmıyor
Bu çocuklara verelim sevgi şefkati
Olalım birlik, yetimler birliğini işletelim.
Yavrumuzun yetim kalmayacağını nerden biliriz.
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için,
Sevmekten korkuyor…
Sevilmekten korkuyor,
Kendisini sevilmeye layık görmediği için…
Düşünmekten korkuyor,
Sorumluluk getireceği için…
Konuşmaktan korkuyor,
Eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor,
Reddedilmekten korktuğu için…
Yaşlanmaktan korkuyor,
Gençliğinin kıymetini bilmediği için…
Unutulmaktan korkuyor,
Dünyaya iyi bir şey vermediği için…
Ve yaşamaktan korkuyor,
Kendisi için değil,
Başkalarına göre yaşadığı için…
Ben ANNEM kokarım
Ben yurt çocuğuyum,
Beni gören kaçar
Sanmayın ki ben kir kokarım
Ben hasret kokarım, ben Anne kokarım.
Hislerim derindir inemezsin
Kalbim çok geniştir sığamazsın
Derdim de dağlardan büyük bilemezsin
Ben anne kokarım sen duyamazsın
Ben sevmekten korkarım
Yalnızken gök gürültüsünden
Ben senin gitmenden korkarım
Yine yalnız ve soğuk gecelerden
Ben sadece acıdan korkmam
Üzerimdeki o ağır yükten
Ben ne pis kokarım nede ter
Ben anne kokarım, kimsesiz, sessiz.
Ben umut doluyum yarınlara
Aşka sevdaya hasret, susamış.
Sana sarılmaya, bana sarılmandan korkarım
En çok ta bırakıp gitmenden korkarım
Ben sevdama pranga vurdum
Annemi bekledim, ağlayarak uyudum
Günler değil, yıllarca hasrettim
Ben sadece anne kokarım sen duymazsın.
Seni sevmekten korkarım
Yüzümü unutmandan
Yetim olduğumu yüzüme vurmandan
Ben yalandan korkarım, yalnız yalandan.
Ben korkmam zorlukları aşmaktan
Bunca çileyi çekmişken kaçmaktan,
Sonsuza dek saklanmaktan.
Ben hasret kokarım, annem kokarım...
Abdullah KARADUMAN - 28 Mart 2008
SEVİNİN GÜCÜ
Kareli koltuğun üstünde çukurluğun,
Yatağımızda sıcak yorgunluğun,
Yastığın üzerinde terütaze kokun.
Yan odadan çınlayan sesin,
Kumandanın üzerinde parmak izin,
Evimizin boşluğunda hayalin...
Gözlerim resimlerinde;
Televizyonun üzerindeki düşünceli,
Camda duranın gözleri güleç,
Yan taraftaki neşeli,
Her resminde yaşam gizli...
Gel diye sesleniyorum yan odaya,
Yan odadan gelecek kadar yakınsın.
Duy diye haykırıyorum başkentten muşa
Candan öte canımdan parçasın...
Aşk anlam kazanır aşkla bakarsan,
Sevda şaha kalkar gözlerime bakarsan,
Sen bendeki ahmaklığa bakarsan
Anlarsın o vakit sevinin gücünü
İlyas ALİ DAŞTAN
Yirmi dört saat denen zaman mefhumunun her saniyesinde,
Kalbimden gelip geçen kanın her damlasında,
Geride bıraktığın hatıralarının ayak izinde,
Seni yaşayıp seni solumaktayım
Haberin olsun.
Bıraktığın an da başladı özlemim,
Arkanı döndüğünde arttı kederim,
Ben sensiz ne ederim,
A
lır başımı ardın sıra gelirim
Atarım bu canı yollarına
Haberin olsun.
Aşkın bağlamasa elimi kolumu,
Sevdan tutmasa yolumu,
Senden almasam soluğumu
Kesin bir delilik yapar seni korkuturdum
Haberin olsun.
Sensiz edemeyeceğim,
Haberin olsun.
İlyas ALİ DAŞTAN
Yırtık gömleğiyle köşede duran,
Güneşin altında yanıp kavrulan,
Gece banklarda donup kıvrılan,
Çocuğa yuva bulmaktır hayalim...
Açlığını kimseye belli etmeyen,
Parası olmayıp yemek yemeyen,
Gururundandır ki, `Açım` demeyen
Çocuğu açlıktan kurtarmaktır hayalim...
Bir arkadaşı bir sırdaşı olmayan,
Derdini biriyle paylaşamayan,
Kopmak için artık hayattan gün sayan,
Çocuğu hayata bağlamaktır hayalim...
Gözlerinde kanlı yaşlar dinmeyen,
Yüzünde, gözünde şişlik inmeyen
Huzur nedir? Manasını bilmeyen,
Çocuğu huzura erdirmektir hayalim...
Annesini bir kez bile görmeyen,
Anne sevgisi, nedir bilmeyen,
Biraz bile olsa değer görmeyen,
Çocuğu anneye vermek hayalim...
Direnmeye bile gücü yetmeyen,
İstese de yüzü gülmeyen,
Anne baba yüzü görmeyen
Çocuğu güldürmektir hayalim....
SEDAT ÖZGAN
Şubat Yolcusu
seni kim çizebilir şubat yolcusu
yalnız akşam olsun dağınık olsun
ceplerinde bozuk bir bulut uğultusu
geceleyin dörtte bir ölüm korkusu
dörtte dört sabaha karşı yağmursun
seni kim çizebilir şubat yolcusu
bütün çizgileri bozuyorsun
Atilla İlhan
Odur hayatında güneş
Gözleri iki top ateş
Kalbi sanki bir okyanus
Adı mutluluğa eş
Siyah gür saçlar,beyaz ten
Tiyatroya gider bazen
Sabret, gelecek sevgilin
Hem efendi hemde centilmen
Bir toplum biliyorum suçundan kaçan
Bir ev biliyorum, kimsenin haberdar olmadığı
Kapısı kolay kolay çalınmayan
O kapının ardındakiler
Biz bilinçsiz toplumun suçu.
Çal bir kez kapıyı yüzleş ortak olduğun suçunla
Her şey cüzdanındaki o renkli kâğıtlar demek değil
Her şey yalnız kendi yaşamın demek değil
Beynine değil yüreğine, insanlığına sesleniyorum.
Hakkın yok sırt çevirmeye,
Hakkın yok onları tanımadan yargılamaya
Dışlamak hor görmek acımak kolay
Denedin mi hiç serçe parmağını kımıldatmaya onlar için
Denedin mi hiç oturup konuşmayı
Çıkar at gözünden at gözlüklerini
Gerçekçi ol..
Dik fidanı bırak
Verme can suyunu,
Korumak yerine baltala
Sonra bekle istersen, meyve vereceği anı
Vermeden istiyorsan sorarım
Ne verdin ne istersin ey insanoğlu!.
Yurtkarder.
Yine yalnız ve sensizim. Bu hayat da
Yine güler diye bekliyorum.
Yine hayatı ve yurt ay der'i seviyorum!.
Kudret Bulut
Balık takıldığında ağlara
Nasıl çırpınırsa,
Bende öğle çırpınıyorum,
Yalnızlıktan gündüz ve geceleri!.
Denize dökülen bir ırmak gibi.
Öyle ak içime öylesine dol ki.
Yarına açılan bir yaprak gibi
Unuttur mazimi geleceğim ol.
Hasretin yerini müjdeler alsın.
Bırak da mutluluk kapımı çalsın
Bütün acılarım dünlerde kalsın.
Unuttur mazimi, geleceğim ol.
Yorgunum yıllardır hep beklemekten.
Yorgunum gönlüme sabır ekmekten.
Kurtar artık beni hasret çekmekten.
Unuttur mazimi geleceğim ol.
Bir ömür boyunca seveceğim ol.
<Alıntı>
Kudret
.jpg)