(YURT AY DER)
"YETİŞTİRME YURTLARI"
|
.jpg) |
HARUN DEMİR "VARLIK" |
ÇİCEK!.. |
Bizim için var olan şey aynı zamanda yok oymayandır. Biz onu göremeyiz oluşumu milyonlarca yıl suren bir harekettir. O zaten vardı. bu süreci etkileyen faktörler sürekli değişim, birbirine bağlılık ve sürekli devin imdir. Onları kendi içindeki çelişkiler oluşturur. Farklı otamalarda farklı bir şekilde hareket ederek değişime uğrar. Ortak oldukları ve buluştukları nokta ise sürekliliktir. Eski kıtanın bindirmelerle okyanus tabanındaki magmatik sedimanter ve ofiyolitik yapının yükselerek kara oluşturması ve eski kıtanın derinlerdeki mantoya inerek erimesi sonucu volkanik dağ ve sedimanter katmanları oluşturması gibi, bunların üzerindeki katmanlar gençtirler, insan uzun bur zaman dilimi olan bu hareketler içinde yaşamaktadır. Her ne kadar insanı üzen, depremsel hareketlerde olsa aslında insana yaşamda kazandıran doğal olaylardır. Bu hareketlerde olmasa insanın yaşama şansı olmaz. Çünkü eğrisel doğrultuların ortaya çıkmasını sağlayan bu hareketler erozyon sonucu çizgisel doğrultulara dönüşür. Dünyanın dörtte birinin su olduğunu düşünürseniz bu yaşanan karasal çizginin üzeri su olacaktır. Boğulmazsanız yüzmeyi balıklardan öğrenirsiniz. Bu yüzden Doğu Anadolu yükselerek gençleşirken diğer yanımız kot kaybederek Ak Deniz ve Egeye gömülmektedir. İnsanın bu süreci dondurma şansı yoktur. dediğim gibi; Ne kadar sınır çizerseniz çizin, Erozyona uğrayan, birerleşen eski kıtaların yeni kıta olarak ortaya çıktığı bu eşsiz güzellikteki dünyada, sınırsız ve sınıfsız bir toplumda barış içinde yaşamaya bakalım, çocuklarımıza güzel bir gelecek ve dünya bırakalım, kültürel varlıklarımıza sahip çıkalım bu kavgalara son verelim, yıkıcı değil yapıcı olalım. |
Aydınlığa güne bakar
Ay doğar aya küser
Yağmur yağar suya koşar
Kimsenin rengine karışmaz
Bir tutam çiçek için
Kalanlara ahh etmez
Naziktir, hemen solar
Açtımı aşk bahçesinde,
Huzur verir.
Bazen kadınsı kokar
Yüreklere aşk,
sevdaya renk taşır
can verir gönüllere
Hayat öpücüğüdür.
Güneşe benzer
Tutkun olduğum
dağlara,
En çok sana benzer
Sevdiğime,
|
| |
|
.jpg) |
Kazdım kazdında pasa çıktı.
Aşık olduğum kız posa çıktı
Ne günahım vardı madenci oldum
Sefa çekmeden boşa çıktı.
Sabah erken çıkarım yola
Azığım yanımda versem mola
Ne yasa ne yönetmelik
Kazmadan edemem seni mostra
|
Çiçek bu gün ışır güne bakar
Ay doğar aya küser
Yağmurda suya koşar
aşk için koparırsın da
naziktir hemen solar
kimsenin rengine karışmaz
koparsanda küfretmez
bir tutam çiçek için
kalanlara ah etmez
Yaşamak böyle bir aşkmıdır. |
| |
.jpg) |
.jpg) |
|
MADENCİLER2 |
Yine yalnız kaldım yağmur yağıyor anne.
Her damlası tenime vuruyor üşüyorum.
Hasretle dağlara düşen, adını yazdığım..
Sevdalımı aşkımıda, senide özlüyorum,
Bak bayram geldi artık bana çok zor geliyor.
Senin olmadığın bayramlarda şımarmayı.
Firik olmuş buday tanesi gibi kavrulmuş.
Çocuksu yüreğim seni bekliyor.
Bak kara bulutlara sazımda bir garip çalar oldu.
Ağıt yakmış sevdalım tek telli hasretle öter oldu.
Sen gittinya Anne dağlarda acıların,anılarım,
En sevdiğim türkü bile içimde ateş sensiz dert oldu.
Bu bayramdada kimsenin eline varmayacağım.
Neşterli kalbimde sızın yüreğimde acın,hala.
Bir yerlerim koparcasına, gitiğin günden beri.
Bir ömür geçsede ellerini,seni bekleyeceğim.
Not :Patlamaya hazır bir volkan gibi içimdeki hüznün kıvılcımını kim söndürebilirki? Ben hayallerimdeki annemi çoktan öldürdüm.siz yaşadıklarınızla bense yaşayamadıklarımıla ölmüş anneme hasret çektim. kimseyi üzmek istemem.ama onun ölümü bana acaip koydu.sanki hesabım vardı ,yaşama dair, çocukluğuma dair bir yanım eksik kalmış gibi .Anne demeyi çok istedim ama diyemedim.bırakın bari öldükten sonra söyleyeyim ,bırakın onu hayallerimde yaşatayım. Zaten yedi yaşımda yurta kaybettim onu anneyi babayı öğrendiğim gün çok bekledim.onlar için hayal kurar rüya görürdüm. Çok iyi insanlardı. ama yine gelmediler sonra trafik kazasında kaybetmeyi tercih ettim. benim için hayal kırıklığı olsada o benim annemdi. öğrendimki annemi benden Çalmışlar ve onu tam bulmuşken ebedi kaybettim .artık yapayalnızım kronikleşen hastalığımın ilacıda yok,rüyalarımında,, volkan kan kusuyor Bırakında acılarım mutluluğum olsun. |
Ah şu madenciler,
Ütülediler,kafamı
Colibada oturunca,
Krom olur dunitler.
Buldumu Cevheri
Birde Adeseyi
Ense kalınlaşınca
Deltada çekmeli
Kim demiş balık diye
Kazma sallar
Olta sanır
Yüklendimi beygire
Gemi dolusu
Balık sanır
Hastalıkmı bilmez
Kendini hiç germez
Sere serpe güzele
Cevheri değişmez
Bu aşk,
Öyle bir cevheri şuurdurki,
Aşağıdan gelmezse
Yukarıdan
Gözyaşı olarak dökülür. |
| |
|
|
| |
ANNEM |
KEŞKE!.. "06.08.2010 -Cuma, 18:53 |
.jpg) |
Bazen bir sokaktan geçerim bir yerlerden, Bir şeyler sıkar beni evin yolunu tutarım. Kanepeye oturur dört duvar arasında düşünürüm, karşımda babamın resmi, yaşlandıkça ona benzerim, Onu hiç tanımamıştım, . Yirmi yıl önce 57 sinde çekilmişti ölmeden üç gün önce bir fotoğrafçıda buldum onu henüz resimlerini almamıştı.
En çok sesli düşünmeyi severim, bazen üfler bazen eserim, Gözlerimi açtığımda hemen kalkarım, Yoksa aklıma gelir içimden atamadıklarım, nefretlerim, bazen de özlemim. Onları bir sevgili kadar yakın hissederim. sizede olur mu bilmem; o günlere ait kötü olan hoş kokular gelir burnuma, bu tadımlık kokuda eski bir şeyleri hisseder hatırlarım, belli belirsiz, bir sen oryada oynamış ve tekrar yaşıyormuşum gibi, yaşadıklarımın tekrarı sanırım. İçimde bir yerlerde izi kalmışta ortaya çıkar, cılız, ince çocukça, rüya görmüş gibi unutamadıklarımı.
Kaybetmek istemediklerimi kaybederim. Hayatımı alt üst eder titretir hislerimi. Geçmişin kötüsü bile tatlı gelir bana ne fırtınalar, ne yıldırımlar, sigaram bitince dost olmayanlar kalır bana.
Çocukluğumu bıraktımda geldim yenikayıda,
En güzel hatıralarım dostluklarım orada ,
Yaşanmışlığım,Yaşamaya dair kalsada,
Tutsak sevdim özgürlüğü yeni kayıda.
Karatepeden eserde geçerdim yola,
Küfredip tekme atmadan karpuza ,
Alışmışız birkere dayağa,falakaya,
Tutsak sevdim özgürlüğü yenikayıda,
Mis gibi kokardı dağları, giderdim çağlaya
Ayva yerken tat düşerdi, muşmulaya
Tuvalet koklatır müdürbaba ağlaya ağlaya
Tutsak sevdim özgürlüğü yenikayıda
Rüya görürdüm çocuğum yedi yaşımda
Bırakırdım sessizce çaktırmadan banyoda
Meğer ıslatmlışım çarşafı doğru falakaya
Tutsak sevdim özgürlüğü yenikayıda
Aramızda gezerdi köpek manço salına salına
Müdürbaba gelmiş atılar pabucumuz dama
Kime vursa hainliği tutar saldırır paçaya
tutsak sevdim özgürlüğü yenikayıda
Okul bitsede kapatırdı, öğretmen mütalaya
Doluşurduk tel lörgülü, tek pencereli odaya
Aşka gelmişler doğruca giderler lojmana
Tutsak sevdim özgürlüğü yenikayıda
Mesleğine ihanet eden bekçi mustafaya
Utanmadınmı çarşafları yalatmaya
Şer düşmüş yüzüne dönde bir bak aynaya
Tutsak sevdim özgürlüğü yenikayıda
Ögretmen parasını kaybetmiş kim çaldı ha?
işkence ettinde attın çocukları, buz gibi suya
Ne vicdanın varmış çalmadıkları paraya
Tutsak sevdim özgrlüğü yenikayıda
Borçlusun müdürbaba doymadınmı paraya
6 yıl 6 lira kestin attın bankaya
48 ine geldimde hala bulamadımya
Tutsak sevdim özgürlügü yenikayıda
Çete kurmuş bak şu durmuş Pamuğa
her yıl utanmadınmı şekerlerimi toplamaya
evmi yaptın 18 inde topladığın paraya
Nefret ettim senden özgürlüğümü çaldında
Ben ekmek çaldım siz siz özgürlüğümü
Ben karıncayı öldürdüm siz çocukluğumu
Mekanınız cehennem olur tutarsa ahı
Tutsak sevdim özgürlüğü Yenikayıda
Yinede mutluydum çatlak sazımla
Tek telle çalarda söylerdim bağıra bağıra
Sesim berbat,akordumuda bozmuşlarya
Tutsak sevdim özgürlüğü Hirfanlıda
Taktımı süpürge sapını ekmek dolabına
Yemek ayrılmış bekçi Kart Haydara
Yakayı ele verdim işi azıtınca
Tutsak sevdim Özgurluğü Hirfanlıda
Yumurtam buz tutmuş ekmek batırırdım fareli çaya,
Herhalde akşamdan kalmış atlamış kazana
Araklamadık yiyecek kalmadı,Amerikan yardımıda
Tutsak sevdim özgürlüğü yenikayıda
Biz hepimiz için vardık, aynı kıza tutulurduk
En kötü şakada bile gülmekten kudururduk
Aynı çatı altında yaşar kavgalarda vurulurduk
Tutsak sevdim özgürlüğü Kırşehir'de. |
Bazen derdimi Bazen kendimi,
doktor fayda etmez sıkıntı gerdimi,
Kimse görmeden çaresizliğimi,
Sessizce alıp gitmek isterdim.
Dağdan gelen ölüye,
Ağaçtan düşen sabriye,
öldürdüğüm kedilere ,
can verip gitmek isterdim.
Kaç insan vardır ekmeği çalan,
Bekçinin yemeğini sormadan alan,
Çatıda akrep yerde çiyan,
ölmeden geri vermek isterdim.
İsyanım kendime taşkınlığım sana,
Ey Yüce tanrı bakma sen bu kuluna,
Acılarım kaldı anılarım yurtlarda,
Tekrar görüp gitmek isterdim.
Öldüremedi seni güvercin hastalığı,
Bırakıp gitmekte varmıydı bu canı,
Sirozda neymiş yaşamadan baharı,
Cehennemde olsa sana gelmek isterdim.
Ben ekmek çaldım siz çocukluğumu,
Ben karıncayı öldürdüm siz hayallerimi,
mekanın cehennem olur tutarsa ahı,
Çemberime binip gitmek isterdim.
.jpg)
SİNDİREMİYORUM!..
Kızgınlıklarımı içime atamıyorum.
Talancılardan hiç hoşlanmıyorum.
Fırsatçı asalaklardan nefret edip,
İçime sindiremiyorum.
Öğrenemedim sevmeyi.
Kahrolası bozuk düzeni.
İçimden gelmezki.
Rejimi sindirmeyi.
Emeğe ihanet eden namussuzları.
Çocuklara kıyan pervasızları.
İnsanın rengiyle oynayanları.
içeme sindiremiyorum.
Öğrenemedim sevmeyi.
Kahrolası ağa devletini.
İçimden gelmezki.
Haksızı sindirmeyi.
Örtülü Ödeneği rant kapısı yapanları,
Gücü kötüye kullanıp nevale kapanları.
Halka kurşun, Barışa çomak sokanları.
İçime sindiremiyorum........
Mezarsız yatan çocukları için,
bağrına taş basan anneleri .
Yüregi barıştan, sevgiden yana olan cengaverleri.
Cehennemden, cennete yol
olsun diye Tünel açanları.
Kurşuna taş atan küçük yürekleri unutmayacağım.....
|
| |
HAYDAR AKBAL'A "AĞIT" |
- Hoşça kal canım.
Ben yine buradayım.
Suyun aktığı. Güneşin doğduğu.
Bırakıp gittiğin yerde.
Gözlerinde ayrı. Yüzünde ayrı.
Tebessümle, Başka bir dünyaya.
Yol aldığın yerde. Hoşça kal bir tanem.
Sana iyi dileklerimle. Sevgimde kusur.
yaşanmışlığın... hatırına. son kez geldiğin.
öpüp kokladığım yerde. Hoşça kal aşkım.
Bir yaş daha on yaş gibi. Her sene elimde kırmızı gül.
Son yattığın yerde. Kabir yolculuğunda.
Yalnız kalmayasın diye.
Ruhumu toprağına adadığım.
Taşına yüzümü sürdüğüm.
Ağaçların altında, yaş günümde.
Seni uğurladığım ,
Yas tutduğum yerde,
|
Gök gürültüsü yağmur sesi .
Ajite ettinde gittin bizi
vermedin gülüm dizi dizi
mazide kalır yaşanmaz
Cehennemi Düşündü, Haydar yoldaş.
Hiç istemez de cennet mekanım
Gelecek benim gözüm de kardeşim
Dostlarda içelim bitsin bu gardaş.
Etimesgut'tan eser Ayaştan yeli
Karpuz tarlasından geçen beli
yüzü hep güleçtir, gül verir eli
Bırakıp gidecek ne vardı, serseri
Bende gelirim bu hayat yaşanmaz.
Yolun açık olsun sırat Köprüsüde
Azraile selam söyle gelirim bende
Kabirden yol aldıysan mahşere |
.jpg) |
ÜZGÜNÜM |
BEN DELİYİM!.. |
İşim insanları üzmek değil,ama ben,
Acılarımı hiç paylaşmamıştım,
Sevinçlerim kursağımda,
Göz yaşlarıma değişemedim.
Nefret ettim dem vuranlardan.
Özgürlüge hasret tüştüm.
Sonra ;
Yazıyor diye hapislere atılan nazımı
Dünyalı binbaşı ernosto 'yu, gorki'yi
Tanıdım
Özgürlüğün kedim için olmadığını
Anladım,
Bilmem gerekenleri hegel 'den,marks tan
Aldım.
Bagımsızlık onurunu mahir den, cevahir'den
Kaptım.
Tam özgürüm derken,
Hiçkimsenin özgür olmadığını gördüm.
İçimi yine bir sevda yaktı,
Bu sevda ;
Zincirlere vurulmuş halkların sevdasıydı.
Bu sevda ;
Nefretle aşka susamışlığın sevdasıydı.
Kara sabanlara koşulmuş halkımın,
Çatlak duvarlarda, fabrikalarda,
Türkü söyleyen emekçilerin sevdası.
Bu aşk;
Tutkuyla devrime dönüşecek bir hasretin!.
|
Babam bana hiç masal anlatmadı,
Çünki yoktu.
Bütün masalları babam anlatmış gibi dinlerdim.
Annem hiç ninni söylemedi,
Çünki oda yoktu
Bütün ninnileri annem söylermiş gibi söyledim.
Hiç birşey beklemedim
Sevilmekten başka,
Anne sıcaklığında,Ellerin ,
gözyaşlarıma değmedi,
Kimse arkamdan koşmadı,
Şımarıklıklarımı değişmedim,
bir tutam şekere,
Üzülenimde olmadı, ağlayanımda,
Kapımı kimse çalmadı,
Bütün masalları türkileri ben uydurdum.
Çünki ben deliyim. |
| |
"SOLGUN ÇİÇEK " |
MEMLEKETİM!.. |
.jpg) |
Çılgın bir nefretle sevdim seni
Kalbim seni siler sanmıştım
Giderken musalla taşına
Acılarım diner sanmıştım
Nasılda sevinirdin gül kokulu çiçeklere
Uzanıpta dalardım komşunun bahçesile
Kalbini çalmak için verdiklerime
Tükenmez bu aşk bitmez sanmıştım
Yeni bir aşka yelken açarsam
Rüzgarı arkama alıpta kaçarsam
Hasretim dinermi, çalkalanan sevdam
Maziye gömerde unutur, sanmıştım
Kalmasın gönüllerde yara
Bitsin bu işkence, bahtı kara
Hayalmi yoksa bak şu rüyaya
Gözlerim kan akar sanmıştım
Acıyı içime gömdüm seni kara toprağa
Sevgimi engin dağlara,seni çarmıha
Yinede nefretim senden uzaga
Giderde birdaha dönmez sanmıştım |
Aralayamadığım bulutlarda gezindim.
Mavi gökyüzünde gözlerini aradım.
Yüzün duman sarıs,ı
güneş görmemiş tenin.
Üzerinde mavi gözlerin.
Buğusunu dağıtamadığım.
Gizemli hayatın akışında,
Öylesine duran kanın üzerinde,
Bembeyaz Ay Yıldızı,.
Sanki sislerin arasında.
Savaşların ortasında,
Ateş kızılı, gönül dağı,
Seni görür gibiyim.
Sönmemiş volkanlardan çıkan,
Al kırmızı Kıvılcım,,
Kalbimde sönmeyen sancak
Kara bulutlar çökmüş,
Halkımın haykırışı,
Direnen tarihi,
Savrulmuş yelpazelerde,
Yere duşen yürekleri
Duyar gibiyim.
Ölüsüne yas tuttuğum,
Acısına ağladığım,
uğruna can verdiğim,
Aşkım,
MEMLEKETİM
Seni çok seviyorum. |
| |
MEKTUP; |
GÖLGEMİN YALNIZLIĞI, |
| |
Canım oğlum; Sana baktığımda küçüklüğüm gelir, aklıma
Toprakta oynar solucan, sudan kurbağa tutardım şıka,
Sazlıklarda karabatak avlar, İngiliz elması çalardım.
İratlarım bununla bitmez, bekçinin yemeğini de aşırırdım.
Çağlalara dadanır, nizamiyedeki bekçiyi taşlardım,
Suya girmek yasak, jandarmaya küfredip yüzerek kaçardım,
Kaptanın adasından çuvalla elma taşır, Kızına takılırdım,
Gümüş ü kâğıda sarıp, pişirir sazanı yarı pişmiş yerdim.
Sınıfta önüme gelene kerter, selam vereni döverdim,
Kilerin kapısını kırıp, tavşanların yuvasını dağıtırdım,
Olmamış karpuzlara vurup, bağ bozumuna giderdim,
Yılanların derisini soyar omurilik biriktirirdim,
Dağda güvercin yemedik serçe bile bırakmadım,
Hakkının cebine yengeç, yastığına pire doldururdum.
Peygamber atına çöp bağlar havada uçururdum, Bir başıma,
Henüz gençliğimin baharında bıyıklarım terlesin diye
Sakalım çıksın adam olayım diye traş ettim.
Saç bırakıp, kot giydim ırkasız okula gitmedim.
Zalim faşist pusu kurmuş. Dayak yedim Bir başıma,
Yanlıştı bir kalıba sığdıramadılar beni fikirlerimi,
Onlar garlaş dedi ben yoldaş, düşüncelerimi,
Cehennemde yeniden doğacağım bekle beni Bir başıma,
Sigara içip, ateşini söndüreceğim,
Sırat köprüsünün ayaklarını çalacağım,
Tavukları vurduğum kafa kırdığım,
Sapanla taş atacağı ım,Birbaşıma ,
Çemberime tel, özgürlüğe hasret taktım.
Ben özgürlüğü yasakları çiğneyerek tattım.
Ben çocukluğumun özünü saflığını yaşadım.
Bir başıma,
Özgürlük buysa eğer sana hoş görüm bundandır,
Ben çocukluğumu özledim. YASAKLARI ÇOK SEVDİM.
Senin haylazlıklarını da.....
|
|
Bir girdabın içinde acılara sarılmış buldum.Susuzluğun damlasına hasret çekerken.Çalkalanmışlığın şehvetin den çıkmış gibiZorla yaşanmış bir aşktan kaçarken.
Hayata küsmüşlüğün hüznünde.
Derin denizlmere yol alan.
Suyun akışında,
Ana tadında gölgemi kovalarken, .
Sen vardın,
Güneşsiz günümün yalnızlığında
Çatlamış toprağa düşen
Yağmur kokusunda,
Ay kızgınlığında sımsıcak ellerin
Tırpanlanmış hüznün,
Hasretin acısında,
Ömrümün güneşinde.
Gölgesine sarıldığımda.
Sen vardın.
Ama bitt;i
Artık suyun akışına bırakacağım seni,
Girdabın içine.
Ağu sarmış çam ağaçlarının dibine
Dikenli patikada .
İhanetine ağladığım yerde,
Hasret kalacaksın toprağın kokusuna,
Bulutlarla gezeceğim.
Sincaplarla dans edip
Kendimle sevişeceğim.....
Hiç tek gezmedim ,
Nerede olsam gölgemle dolaştım.
Ne o beni nede ben onu terk edebildim.
Artık bıktım .
Bulutlarla gezmeye başladım.
Bana gizemli ve farklı geldi yalnızlığımın sessizliğini yıldırımlarla bozuyor.
Ay karanlık,
Bulut kadar aydınlık yetiyor bana ...
|
| |
CENNET KÖYCEĞİZ!.. |
|
| |
Ne anılar taşır
Ne yaşanmışlıklar
Namnam kadar uzar
bitmez bu yıllar
Gıramantinden can aldım
Köyceğizden bal
Günlükte yaşarım
sıladır şifam
Ençok yeşilini sevdim
Masmavi gökyüzünü
Kışta güneşi
Yazda yuvarlak çayı
Burası benim mekanım
Adım madenci HARUN
Zaten cennette yaşar
Cennete gönül verenim |
|
| |
.jpg) |
.jpg) |
| |
|
|
.jpg) |
.jpg) |
.jpg) |
| |
|
|
.jpg) |
.jpg) |
.jpg) |
| |
.jpg) |
|
| |
|
|
| |
|
|
© 2008 YURT AY DER |
Design by: Kudret
YURT AY DER
Türkiye Tel .: (0)534 677 70 41
|